Maruf

Zamanı Yaşama

Suat KURT

Suat KURT

Suat Kurt Kardeşler köyü Dursunbey Balıkesir

Daha önceleri dini günler,vird için ayrılan zikir saatleri,sohbetlere göre ayarlanmış vakitler,tarım hayatının ritmine göre uyarlanan bir zaman anlayışının yerini endüstriyel kültür üretimin zaman anlayışına bıraktı.

Bu da insanların çalışma saatlerini belirledi.Ardından boş zaman kavramı ortaya çıktı.Teknolojinin gelişmesi ev işlerinin azalmasını sağlayacak yeni makineler ürettiği için evde yapılması gerekli işler de azaldı.

Böylece şehirlerde boş zamanı değerlendirmek için farklı eğlence biçimleri gündeme geldi.

Kent merkezleri zamanı yaşamanın odak simgesi oldu.Lunaparklar,kafeler,şarkılı danslı gösteriler,sinema salonları,tiyatrolar v.s.

Hızla gelişen tüketim,yeni sosyal mekânları olan Avm ler,pasajlar,mağazalar açılmaya başlandı.Hafta sonu toplumun her kesimine artık iyice yerleşen bir yaşam biçimi olmuştu.

Hafta sonları mesire yerlerinde düzenlenen piknikler,kırsal yerlerde hasattan sonra köylünün yorgunluk sonrası tertiplenen şarkılı türkülü panayırlar yeni zaman biçiminin ortaya koyduğu yeni yaşam tarzlarıydı.

İş saatlerine göre düzenlenen zaman kavramının değişmesi, çalışma saatleri dışında yıllık izin düzenlemesini de getirdi.Bu da insanların iç ve dış turizme olan ilgisini arttırdı.

Denize gitme alışkanlığı 19.yüzyılda başladı.Turizm rehber kitapları,toplu geziler bu dönemde başladı.

İnsanlar artık yaşadıkları şehir hayatından bunalmaya, betondan gayrıtabii ortamdan kaçabilmek için zaman ayarlaması yapmaya başladı,vesileler üretimeye başladı adeta.

Bir fabrikanın,bir büronun,işyerinin kapalı sınırları içinde mahdut olanlar, doğaya açılmak,şehirlerin dışında bir kaç hafta geçirebilmek için can atıyor.

Ancak, tüketim mekanizması sizi öyle kuşatmış ki, şehirden uzaklaşarak tatil geçirmeye gidenler,bu kez kendilerini gerçek tabiatın değil fakat düzenlenmiş bir tabiatın içinde bulduruyor.

Tabiata dönüş dahi artık endüstriyel yaşam tarzının kucağına itiyor ister istemez.

Eskiden, mesela bizim bu yörelerde bronz tenli olmak köylülere mahsustu.Tarlada güneş altında çalışmayla kendiliğinden bronz tene sahip olduklarından, düşük hayat göstergesi sayılırdı.

1960 lardan sonra kırsalda şehirlere göç hızlandı. Artık köylüler,çiftçiler giderek fabrika işçileri haline gelmeye başladı.Kapalı yerlerde renkleri ağarmış, buna mukabil tatile çıkma imkânını elinde bulunduran yüksek gelirliler bronzlaşmaya başlamıştır.Bronz ten artık yüksek gelirin göstergesi olmuştur.

Hal böyle olunca, artık herkes dişinden tırnağından arttırıp denize,güneşe koşuşturmaktadır.

Artık,önemli olan şey hayatta bronz ten sahibi olmaya dönüşmüştür.Tabiat özlemi çekenlere de yapay mekânlarda yapay güneş ışıklarıyla tabiattan yalıtımış bir hayat sunulmakta.

Bu yaşam biçimine sürüklenen insan,hızlı üretim ve tüketim mekanizması bir hale geldiği gibi özüne,nefsine, yakınlarına yabancılaşmasına da yol açıyor.

 

Kaynakça

Rasim Özdenören.Yaşadığımız Günler.                  

Prof.Dr.Filiz Yenişehirlioğlu Kültür Tarihi

 

 

 

 

 

Bu Paylaşımı Beğen
YAZARIN SON YAZILARI
Peygamber Sevgisi - 21 Mart 2018
İman ve Selam - 28 Şubat 2018
Eğitimde metod - 7 Ocak 2018
Mezhepler neden var? - 6 Ocak 2018
Maruf Mektebi - 2 Ocak 2018
Din Dili - 1 Ocak 2018
Zamanı Yaşama - 1 Ocak 2018
“Erdemli İnsan” - 1 Ocak 2018
HAYÂ ve HAYAT - 23 Ekim 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın