Maruf

Yitirdiklerimizden: Kıraat Meclisleri

Büşra Yıldırım

Büşra Yıldırım

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Yitirdiklerimizden: Kıraat Meclisleri

Medeniyet veya kültür denildiğinde aklımıza ne geliyor? Bu kelimelerin en basit tanımı, bir millet ve toplumun maddi manevi varlığına ait değerler bütünüdür. Selçuklulardan başlayıp Osmanlıdan bize intikal eden Türk-İslâm kültürünün bugün ne kadarına sahip çıkmaktayız? Osmanlı halkının okuduğu kitapların ne olduğu hakkında araştırma yaparken denk geldiğim bir makale bana unuttuklarımızdan birini daha hatırlattı. Kıraat meclisleri…

Belirli bir zaman ve mekânda bir kişinin yüksek sesle kitap okumak, çevresindekilerinde onu dinlemek amacıyla oluşturdukları topluluk.

Kıraat meclisleri, başka bir deyişle okuma toplantıları, kişilerin eğlenmek için tesadüfen bir mekânda bulunmasıyla oluşan insan kalabalığı değil, bilakis okunan bir kitabı dinlemek üzere bilinçli olarak bir araya gelen fertlerin oluşturduğu meclislerdir. Selçuklulardan beri Anadolu’da süregelen eski ve köklü bir gelenek olan bu tarz okuma ve dinleme, okuması yazması olmayan halkın yazılı kültürle buluşturulması için önemli bir vesiledir. Özellikle dinî bilgilerin halka verilmesi için önemli bir öğretim metodudur.[1]

Kıraat meclisleri yazılı kültürle sözlü kültürü bir noktada bağdaştıran toplantılardır. Peki, bu toplantılarda hangi tür kitaplar okunurdu?

Kitaplar okunurluklarına göre dört gruba ayrılırlar:

  • Bir kişinin tek başına bir köşeye çekilerek sadece gözleriyle okuyabileceği kitaplar (Günümüzde Batı kültürünü almış kişilerin okuyup yazdığı kitaplar bu çeşittendir).

2- Belirli bir bilgi disiplinine bağlı olarak yazılmış, münevver bir kişinin kendi kendine veya bir topluluk içinde okuyup değerlendirebileceği kitaplar (Divanlar, mesneviler, belâgat kitapları, dinî ilimlere ait kitaplar gibi.)

3- Anlatı kitapları: Sözlü halk edebiyatı ürünlerinin yazıya geçirilmiş şekilleridir.

Bu gibi şifahî eserlerde anlatıcı, konuyu âdeta ezberlemiştir. Kendine mahsus bir anlatma üslûbu geliştirerek bulunduğu mecliste halka hikâyeyi söz yanında mimik ve taklitlerle, bazen de şiir ve müzikle süsleyerek aktarır.

4- Halka yüksek sesle okunmak için yazılmış kitaplar.

Kitapların halka okunduğu mekânlar

XIII. yüzyıldan geçen asrın başına kadar süren uzun zaman dilimi içinde kıraat meclislerinin toplandığı değişik mekânlar oluşmuştur. Meselâ camilerde yatsı namazından sonra dinî bilgi veren kitaplar okunmaktaydı. Camilerin yakınlarında namaz vaktini bekleyen kimseler için dinî kitapların okunduğu kıraathane türü mekânlar da oluşmaya başlamıştı. Ramazanlarda özellikle teravihten önce ve sonra bu gibi mekânlarda toplanan cemaate akaid, fıkıh, siyer gibi konuları içeren çeşitli kitaplar yanında ahlâkî bilgi ve öğütler veren dinî hikâyeler okunurdu.

Köy odaları, dinî-ahlâkî kitapların yanında kahramanlık destanlarının okunup dinlenildiği mekânlardı.

Kışlalarda askerin azmini ve maneviyatını yükseltici kahramanlık kitaplarının okunması da eğitimin bir parçası idi. Kahvehanelerde de kahramanlık kitaplarının yanında macera kitaplarını bir okuyandan dinlemek pek revaçta idi.

Evlerde de uzun kış gecelerinde periyodik olarak devam eden kıraat meclisleri olurdu. Aile fertleri ve komşular belirlenen bir evde tertip edilen toplantıya vaktinde gelip yerlerini alarak okunan kitabı sessizce dinlerler, toplantı bitince ertesi gece aynı saatte aynı yerde bulunmak üzere sözleşerek dağılırlardı.[2]

Günümüzde elhamdülillah camiilerde yeni yeni böyle halkalar oluşmaya başladı. Ancak yazının devamında gelen kışlalar, kahvehaneler veyahut evlerde komşularımızla birlikte oluşturamadığımız kıraat meclisleri… İşte bunlar bizim en büyük yitiklerimiz!

[1] Öztürk, Zehra, Osmanlı Döneminde Kıraat Meclislerinde

Okunan Halk Kitapları, TALİD Dergisi.

[2] Zehra Öztürk, “Eğitim Tarihimizde Okuma Toplantılarının Yeri ve Okunan Kitaplar”, s. 134-

138; V. Mahir Kocatürk, Büyük Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara: Edebiyat Yayınevi, 1970.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Peygamber Sevgisi - 14 Mart 2017
Derdimiz Kadar İnsanız! - 22 Şubat 2017
Zaman Affetme Zamanı - 11 Ocak 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın