Maruf

Yalancı Köle

Orhan Tuna

Orhan Tuna

Rabbim Allah c.c Peygamberim Muhammed Mustafa s.a.v Kitabım Kur'an-ı Kerim

YALANCI KÖLE

Adamın birisi kölesini alır pazara getirir ve tellala:
– Bunu satacağım ama , bir ayıbı var taliplerine haber ver , der.
Derken birisi köleye talip olur. Tellal kölenin ayıbı olduğunu söyler. Alıcı ayıbının ne olduğunu soruncada, son derece iftiracı , dedikoducu olduğunu , dışarıda duyduğu her şeyi eve getirdiğini, evde olan bir sırrı dışarı çıkardığını belirtir. Ama bütün bunlara rağmen köleyi almak isteyen adam < > diyerek köleyi satın alır ve evine getirir. Bir iki gün geçmeden, köle bir gün evin hanımına gelir ve:
– Hani söylemek istemezdim , ama söylemeden de edemeyeceğim. Efendi seni sevmiyor. Üzerine bir başka kadın alacak.>>. Diye bir yalan atar. Zavallı saf kadın hemen bu yalana inanır ve:
– Yaa demek öyle…Peki ne yapayım? diye sorar. Köle, zaten cevabını önceden hazırladığı için :
– Ben sana bir ilaç yapayım. Ama bunun için efendinin sakalından bir kaç kıl getirmen lazım der. Akılsız kadın bu söze de inanır. Ve uyurken efendisinin sakalından bir kaç kıl alacağını söyler. Ama köle boş durmaz oradan hemen efendisinin yanına gider ve ona:
– Efendi başımıza gelenleri hiç sorma! Senin hanım meğer bir başkasını seviyormuş, onun içinde seni öldürmek istiyor der.
Efendi:
– Nereden biliyorsun?
Köle:
– İnanmazsan bu gece uyuyormuş gibi yap, o zaman her şeyi görürsün.
Bu konuşmalardan sonra efendi o gece yatağına girerek, uyuyor numarası yapar, Biraz sonra zavallı saf kadın elinde bir ustura ile kocasının yanına yaklaştı. Ama kocası gözünü açıp ta onu karşısında eli usturalı görünce, kendisini öldürmeye geldiğini zanneder hemen oracıkta kadının boğazını sıkarak öldürür. Kadının kardeşleri meseleyi öğrenince ateş püskürdüler ve eniştelerini öldürdüler. Böylece hem iki saat içinde iki ayrı cinayet işlendi ve hem de bir yuva yıkılmış oldu. Kısaca bu karı, koca bir dedikoducunun kurbanı oldular.
Görüyorsunuz ki, bir dedikoducu bir büyücüden de zararlıdır. Hatta büyücünün bir yılda yapacağını, dedikoducu bir saatte yapar demişlerdir. Hatta, dedikoducu şeytan daha da zararlıdır. Çünkü şeytan vesvese ile insanlar arasını açar, ama dedikoducu insanın yüzüne baka baka yalan söyler fesat çıkarır.
Ebu Abdullah Kureyşi anlatıyor:
Bir gün adamın birisi yediyüz kilometrelik yolu yürüyerek yanıma geldi ve yedi şey öğrenmek istediğini söyledi.
– Allah (c.c) sana ihsan buyurduğu ilimden, Allah için bana da öğretir misin? dedi
– Ne öğrenmek istiyorsun? diye sordum.
– Bana göklerden ağır, yerlerden hafif, taştan katı, ateşten sıcak, kıştan soğuk, ve denizden engin, yetimden zayıf olan şeyin ne olduğunu öğret dedi. Bende şu cevabı verdim:
– Göklerden ağır olan iftiradır. Yerden hafif olan ise haktır. Taştan katı olan kafirlerin gönülleridir. Ateşten sıcak olan hırstır. Zemheriden soğuk olana gelince, bu da istediğin bir haceti sana vermeyendir. Denizden zengin olan kanaat sahiplerinin gönülleridir. Yetimden zayıf olan ise dedikoducuların durumlarıdır. Çünkü yüzü yere geçe geçe dedikodu yapar.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın