Maruf

Valla beyim, daha usta olamadık!.

Adem Polat

Adem Polat

Valla beyim, daha usta olamadık!.
Bir işin gerçek erbabı, aynı zamanda tevazu sahibi kimselerdir. Kibirli olanlar ya da mütevazı görünen kibirliler de aslında ehil olamamışlardır. Sanatta ve zanaatta yoğrulmamış kabul edilirler. Liyakat, sahibini mütevazı kılmalıdır.
Büyük amcam ekmek fırınında çalışıyordu. Harika pide/lavaş etmek çıkarıyordu. Ekmekler fırından buram buram çıktığında nefis kokusu çevreye yayılıyordu. Yöre halkı amcama ve fırınına hak ettiği ilgiyi gösteriyordu. Bu ilgi ve alaka, diğer fırınlara oranla daha fazla ekmek satışından rahatlıkla anlaşılabiliyordu. Etrafta amcamın ne kadar maharetli bir usta olduğu hep konuşulurdu. Ziyarete gittiğim zaman fırına uğrar ve o nefis ekmeklerin lezzetinden ben de nasiplenirdim. Yıllar öncesinde şöyle bir olaya şahit olmuştum: Fırında amcamla beraber olduğumuz bir esnada tanımadığımız bir adam içeri girdi. Amcama bakarak: “– Ustam, maşallah! Hayatımda böyle ekmeği ilk defa yedim diyebilirim. Ellerinize sağlık.” Biraz sohbet ettikten sonra bir soru sordu: “-Merak ettim, kaç yıllık ustasınız?” Amcam adama doğru başını kaldırdı. Derin bir nefes aldı ve yıllar yılı zihnime mıh gibi çakılan o cevabı verdi: “Valla beyim, 40 yıldır bu işle uğraşırım amma, daha usta olamadık!..”
Ömrüm boyunca liyakat sahibi, yaptığı işin hakkını veren, sorumluluğunun idrakinde kimi tanıdıysam, olgun bir ruha ve mütevazı bir bakışa sahip olduklarına şahit oldum. Büyüklerimizden tanışmak şerefine eriştiğim nice zatlardaki alicenaplığı, mütevazılığı, sevecenliği öğrencilerinden, talebelerinden, müritlerinden görmek mümkün olmadı. Nice yüksek makamlarda bulunan kimselerden gördüğüm alçak gönüllü davranışları, çok daha düşük makamlarda bulunanlarda göremedim.
Eline aldığı kalemi bir iki oynatmakla kendini şair ya da yazar zannedenler, bir iki vaaz dinlemeyle âlim payesine erdiği vehmine kapılanlar, bir iki makaleyle akademisyenlik bulutlarından âlemi seyran edenler, siyaset koridorlarında bir iki volta atmakla egosu tavan yapanlar, dergâhta bulunmakla kendini efsunlu ve ulaşılmaz zannedenler, bir şarkı söylemekle sanatçı olduğunu sananlar, bir iki ilahiyle mevlithan olduğunu düşünenler vs. vs. Acaba; bu işin erbabının haklarını nasıl ödeyecekler? Aldandıkları ve aldattıkları hak terazisine geldiğinde, yüzlerindeki ifade nasıl olacak? Bu dünyadaki ayna mı daha gerçekçi yoksa diğer âlemdeki ayna mı? Göreceğiz.. Görecekler..
Bu tiplerden mütevazı olmaları beklenir mi? Hemen cevap vereyim: Hayır. Zira “dolu başak eğik olur.” Hiçbir yeterliliği olmayan boş karakterlerden, dolu davranışlar beklenmez. Olgunlaşmamış meyve hamdır. Ve yiyenin hem ağzını buruşturur hem de midesini ifsat eder. Kalıbının adamı olmayan niceleri, hem vatanına hem milletine hem de dinine ihanet etmekle kalmaz, bununla birlikte ehil olanların da hakkını gasp eder. Nicelerinin umutları üzerinde insafsızca tepinir.

Düşük profilli adam, kendinin ne olup/olmadığını bilmediği gibi, başkalarının da değerini anlamaktan yoksundur. Hiçbir şey bilmediği konularda her şeyi biliyormuş gibi davranış sergiler. İlmi olanlar ise ibretli gözlerle bakarlar. İlim sahipleri, kendi araştırma alanları hakkında bile konuşurlarken ihtiyatlı olurlar. Öyle ya; kendini bilen haddini de bilir.

Hele bir de; hak ile aldatanlar, suret-i haktan görünen şeytansı gölge tipler, zalim olduğu halde alim gözükenler var ki!. İçi dışı bir olmayan, takva ehli imajıyla başları döndüren, kerametleri (!) elitlerce kapışılan, ne kodamanları rüzgarıyla sallayan, fakir (!) ama ne patronları bir el işaretiyle diz çöktüren, eleştirenlerin anında linç girişimine maruz kaldığı niceleri var!. Tabi devran/hesap döndü rüya bozuldu. Hayaller okyanus hatta ötesi, gerçekler çamurlu su birikintisi..
Bir ayet:
“Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” Nisa Sûresi, 58.

Adem POLAT
08.08.2016 Edremit

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın