Hoş Geldin
Maruf

ÜÇ AYLARIN FAZİLETİ VE REGAİB KANDİLİ

Orhan Tuna

Orhan Tuna

Rabbim Allah c.c Peygamberim Muhammed Mustafa s.a.v Kitabım Kur'an-ı Kerim

Yüce Allah’ın kulların hayrına olmak üzere rahmetini ve nimetlerini çokça ihsan ettiği belli vakitleri, belli mevsimleri vardır. Bu hayırlı ve bereketli kıldığı mukaddes zamanlardan birisi de yüce müslümanlan “Üç Aylar” diyerek özel bir önem verdiği Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Recep ve Şaban ayı Ramazan ayına ve oruca hazırlık içindir. Hedef, terbiye ve ahirete hazırlıktır. Bazı gün ve gecelere özel kıymet verilmiştir, çok rahmet gizlenmiştir.(1)
Hayatın çeşitli sıkıntıları ve nefsin baskıları karşısında yorgun düşen ruhlarımız, mübarek zamanlarda dinlenmeye, kendine gelmeye, toparlanmaya fırsat bulur. Bu nedenle böyle zamanları, ayları, günleri, geceleri ganimet bilip, kulluğa daha sıkı sarılmalıyız. Esasen her ânı ebediyet yolunda bir sermaye olan hayat için, böyle zamanlar ayrı bir yenilenme fırsatı olarak kabul edilmelidir.
Mukaddes zamanlar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bu vesile ile bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp, kusurlarımızı düzeltmeye, hayırlı işlere yönelmeye karar vermeliyiz.
Üç aylar kendine has bir öneme sahiptir. Bu aylar ayrıca içinde mübarek geceler barındırır. Bu geceler, bir kaybı olanın karanlıkta onu kandille aramasına benzetilmiş ve tarihimizde onlara “kandil geceleri” denilmiştir.
Ayrıca, bu gecelerde özel kandiller yakılıp mabetler aydınlatıldığı için, onlara “kandil geceleri” denmiştir. Bu geceleri kendi ismiyle anmak daha doğru ve hayırlıdır. “Berat gecesi”, “Kadir gecesi” gibi…
Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek geceden dördünün bu aylar içinde yer almasıdır. Regâib gecesi, Receb ayının ilk cuma gecesine; Mi’rac gecesi, Receb ayının yirmi yedinci gecesine; Berat gecesi, Şâban ayının on beşinci gecesine; Kadir gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar.
Üç Aylara Girildiğinde Okunacak Dua:
“Allah’ım, Receb ve Şâban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır.”(2)
Üç aylar ve mübarek geceler, öncelikle Rabbimize, ailemize, milletimize ve ülkemize karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hatalarımızdan ve günahlarımızdan tövbe etmemize vesile olmalıdır. Nitekim yüce Allah, engin rahmetine sığınıp tövbe etmemizle ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“(Ey Muhammed!) De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(3) (4)
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in mübarek dualarıyla şereflenmiş olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları, İslâm ümmetinin bir nebze olsun kendini bulduğu, manevi inşanın daha bir ivme kazandığı mümtaz vakitlerdir. Zira bu aylarda coşan ilâhi rahmet ve feyz deryası, müminlerin gönüllerini huzur ve sükûna gark eder. Yediden yetmişe bütün müslümanları kuşatan, kucaklayan ruhanî hava bütün toplumu arındırır, adeta bütün sene boyunca biriken kiri üzerinden silkeler, temizler.
Ayrıca bu aylarda yapılan ibadet ve taat apayrı bir lezzet verir ruh dünyamıza. Şerefelerden yankılanan ezanlardan evimizde pişen yemeğe kadar, her şey daha bir farklıdır sanki.
Efendimiz (s.a.v.)’in şu ifadeleri, bu aylara verilen önemi bakın nasıl ortaya koyuyor:
“Recep Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”
Denilmiştir ki: “Recep hürmet, Şaban hizmet, Ramazan ise nimet ayıdır.” Öyleyse Receb’e gereken hürmeti gösterip, Şaban’da hizmeti unutmamak, Ramazan’daki nimetlere ulaşmaya birer vesiledir.(5)
Evliyaullahtan bazıları bu aylar hakkında çok mühim ifadelerde bulunmuşlardır:
“Recep ayı tevbe, Şaban ayı muhabbet, Ramazan da Allah’a yakınlık ayıdır.”
“Recep tohum ekme; Şaban sulama; Ramazan da hasat zamanıdır.”(6)
Üç aylar zikir cümlesinden olan nafile ibadetlere alışmak ve hayatımızın bir parçası haline getirmek için en uygun zaman dilimleridir. İçerisinde Recep ve Şaban ayından başka Regaib Gecesi, Mirac Gecesi, Berat Gecesi, Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi bulunan bu mübarek iklim, göklerden mücevherlerin üzerimize yağdığı son derece feyizli ve bereketli günlerdir.
Allahu Teâlâ bu günlerde lütuf ve ihsanını onlarca, yüzlerce, binlerce on binlerce misli fazla yağdırır. Mesela sadece Kadir gecesinde Kur’an-ı Kerim’i okuyan kimseye, her bir harfi için otuz bin sevap verilir.
Dolayısıyla bu mevsimlerde yapılan ibadetler, günahların temizlenmesinde ve Allah katındaki derecelerin yükselmesinde çok tesirlidir. Ayrıca nafile ibadetler şehvetleri kırar ve kalbi masivadan temizlemeye yardımcı olur. (7)
Receb Ayı Ve Fazileti
Receb ayı, kamerî ayların yedincisi, üç ayların ise başlangıcıdır. Ramazan-ı şerifin müjdeleyicisidir. Receb ayının içinde iki mübarek gece bulunmaktadır. Birisi “Regaib” diğeri “Miraç” gecesidir.
Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:
“Beni iyi dinleyin; Receb ayı, savaş hislerinin duyulmadığı Allah’ın (haram) ayıdır. Kim inanarak ve sevabını sadece Allah’tan bekleyerek Receb ayında bir gün oruç tutarsa Allah Teâlâ’nın en büyük hoşnutluğunu kazanmış olur” (Tezkire).
Denilir ki; Allah Teâlâ (c.c) yılın aylarını dört ay ile süslemiştir. Şu âyet-i kerime bu hususa işaret eder:
“Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah’ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin…”(8)
Bu haram ayların üçü peş peşe (zilkade, zilhicce, muharrem) ve biri de tek başına olup Receb ayıdır.
Rivayet edildiğine göre; Receb ayının ilk cuma günü gecenin üçte biri geçince bütün melekler Receb ayında oruç tutanlar için istiğfar ederler.
Deylemî, Hz. Âişe’den (r.ah) şöyle rivayet etmiştir: Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu işittim:
“Cenâb-ı Hak (c.c) şu dört gecede hayırları yağmur gibi yağdırır:
Kurban bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Şâban’ın on beşinci (Berat) gecesi, Receb ayının ilk gecesi.”(9) (10)
Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb Ayına Haram Aylar Denmesinin Sebebi
Bu aylara neden haram aylar denildiği konusunda birçok görüş vardır. Kimilerine göre, bu ayların değerinin çok yüce olduğundan ve bu aylarda günah işlemenin, diğer aylara göre daha büyük günah olduğundan bunlara “haram aylar” denmiştir.
Ali b. Ebû Talha, İbn Abbas’tan (r.a) şu sözü rivayet etmiştir: “Allah dört ayı seçti ve o ayları haram kıldı. O ayların değerini yüceltti, o aylarda işlenen günahları daha büyük kötülük olarak kabul etti. O aylarda işlenen sâlih amellerin mükâfatını da daha büyük yaptı.”
Kâ’b (rah) demiştir ki: “Allah zamanı yarattı. Zamanın içinden dördü O’na daha sevimli geldi ve onları haram kıldı.”
Bazıları, bu aylara “haram aylar” denmesinin sebebinin bu aylarda savaşmanın haram olmasından dolayı olduğunu ve câhiliye devrinde de bunun böyle bilindiğini söylemiştir. Bir kısmı ise İbrahim (a.s) zamanında da böyle olmasından dolayı “haram aylar” denildiğini ifade etmişlerdir.
Kimileri de bu aylara “haram aylar” denme sebebinin, hac ve umre olduğunu bildirmişlerdir. Bu görüşte olanlara göre, zilhicce ayının haram kılınması haccın bu ayda yapılmasından dolayıdır. Zilkade ayının haram kılınma sebebi hac için yolculuğun bu ayda yapıldığı için, muharrem ayının haram kılınma sebebi ise bu ayda hacdan geri dönüldüğü içindir. Böylece kişi hac için evinden ayrılıp, tekrar evine dönene kadar emin bir şekilde haccını yapmış olur. Receb ayı ise sene ortasında umre yapılması için haram kılınmıştır.
Receb ayının, Receb diye isimlendirilmesinin sebebi, bu ayın kıymetinin ve değerinin çok olmasından dolayıdır. Çünkü Receb kelimesi, “büyüklük, yücelik, ululuk” mânasını ifade eder. Receb ayına “şehrullah” da denir.(11)
Recep Ayında İbadet Eden Kadının Hali
Nakledildiğine göre; Beytülmakdis’de bir kadın Receb ayında her gün on iki bin defa İhlâs suresini okurdu. Ayrıca bu kadın yine Receb ayında kaba yünden dokunmuş elbise giyerdi. Kadın hastalandı. Oğluna, vefat ederse giyindiği yün elbise ile kendisini defnetmelerini vasiyet etti. Kadın vefat edince, oğlu kendisini daha değerli bir kumaş ile kefenledi. Gece anasını rüyasında gördü. Anası kendisine şöyle diyordu:
–Ben senden razı değilim; çünkü sen benim vasiyetimi yerine getirmedin! Kadının oğlu korku içinde uykudan uyandı ve yün elbisesini aldı, onunla defnetmek için kabrini açtı. Fakat anasını kabir içinde bulamadı ve şaşırıp kaldı. Bu esnada şöyle bir ses işitti: “Receb ayında bize ibadet edeni, tek başına ve yalnız bırakmayacağımızı sen bilmiyor musun?” (12) (13)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın