Maruf

“SIRLAR”

Orhan Tuna

Orhan Tuna

Rabbim Allah c.c Peygamberim Muhammed Mustafa s.a.v Kitabım Kur'an-ı Kerim

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

İnsan kompleks bir varlık. Zamanla değişen kimyası, fıtratı, nefsani arzu ve isteklerinin yanında, manevi buhranları ve huzura aralanan kapılarıyla madde ve mana aleminin bir takım sıfatlarıyla donatılmış zahiri ve batıni yönleriyle karmakarışık bir varlıktır insanoğlu. Aslında insan; yaratılmış mahlukatın zirve noktasıdır. “Ahseni takvim üzere yaratılmış” olması tabirinden cüretle ve yaratılış gayesi sebebiyle diğer canlı ve cansız varlıklardan ayrılan en önemli mihenk taşı; dünyada imtihan edilmek suretiyle ahiret yurdunda hesaba çekilme ve en nihayetinde de kendisi için hazırlanmış “cennet ve cehennem” gibi tamamen farklı dizayn edilmiş mekanların müstakbel ev sahipleridir.İşin aslı sırlarla dolu bir dünyanın sırrıdır insan. Acaba nasıl bir sır_?

Alemlerin Rabbi olan Allah; kur’anı kerimin ilk nazil olan ayetinde; Oku! Yaratan Rabbinin adıyla Oku! buyuruyor. Madem ki ilk yapılacak olan iş okumaktır; biz de okuyarak başlamalıyız bu karmaşıklığı çözmeye. Peki nasıl okumalı?  “Yaratan Rabbinin adıyla!” -devamında insanın yaratılışından bahseden ayetler- yani sen dahil kainattaki her şeyi yaratan Allah olduğunu bilerek başlamalı okumaya! Peki öyle yapıyor muyuz? Yapabiliyor muyuz_?

İnsanoğlu yaratılış itibariyle “islam fıtratı” üzere dünyaya gelir. Yani islama ait her türlü ilme fikre ve işin tabiatına uygun olan her türlü eyleme inanmaya müsait tertemiz bir yaratılış ile… Bembeyaz bir sayfa misali…Sadece bu bile başlı başına üzerinde tefekkür edilmesi gereken muhteşem bir durum değil mi_? Kaldı ki bazen bembeyaz bir sayfa; saçma sapan gelişi güzel karalanmış birçok müsvetteden daha muteber olsa gerektir! Yine de Mevlamız buna rağmen “tevbe kapılarını kıyamete dek kapatmayacağım” buyurduğundan amel defterimizdeki bütün çirkin işlerin silinmesine hatta daha da büyük rahmet tecellisi olarak günahların zıttı olan sevaba tebdil edilmesine kadar rahmetinin kapılarını ardına kadar açmıştır. Peki bizlere düşen görev günahları işlemek ve kalbimiz kararmaya yüz tutunca da -sözüm ona bunalıma girince- dilimizin ucuyla tevbe etmek mi_? Sahi tevbe denilince sadece yaptıklarından pişman olmak fikri mi geliyor aklımıza_? Hayır! Tevbe; yaptıklarının mahcubiyeti ve pişmanlığıyla yüce yaratıcının huzuruna çıkınca “Ya Rabbi! Ben pişmanım. İnşaallah münkir ve fuhşi olan ne varsa bir daha yapmamak üzere sana söz veriyorum. N’olur beni ilahi dergahından bu izzeti bol kapından mahrum etme! Hem başka kapım da yok. Affet beni Allahım Affet! şeklinde dil ve tasdiki kalp ile olmalıdır…

“Oku! Yaradan Rabbinin adı ile! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir.” (Alak,96:1-5)

Rabbim sırlarla dolu kitabını okumayı, onunla amel etmeyi anlamayı ve anlatmayı, yaşamayı ve yaşatmayı bizlere nasip etsin inşaallah!

Denizlerdeki kum taneleri adedince, güzel ahlakı kur’an ahlakı olan alemlere rahmet hazreti Muhammed Mustafa’ya (sav) salat ve selam olsun…

Selam ve Duam ile….

 

22,04,2015

RHN-TN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın