Maruf

Sevgili Mâruf Günlüğü!

Rumeysa Kumaş

Rumeysa Kumaş

Sevgili günlük;

Çok şükür bugün de ezberimi verdim hocama. Bu sayfayla on altıncı devri de bitirdim. Hafız olmak için kaldı dört devir. Allah nasip ederse yakında hıfzımı tamamlamış olacağım…

Ben bu satırları yazarken tatlı tatlı rüzgar esiyor kaldığım odanın penceresinden… Bursa’nın o meşhur rüzgarı…. Uludağ’a yakın olunca rüzgar sanki dağdaki meşelerin, çamların kokusunu taşıyor Cumalıkızık’a.

Ezberimi yaparken hava ılıksa camı aralıyorum üstten çoğunlukla. Hem aynı odayı paylaştığım arkadaşlarla içerdeki havayı ferahlatmak hem de dışarıda hızla devam eden hayatın, koşuşturmanın, hengamenin sesini duymak adına iyi oluyor…

Özellikle sabah namazından sonra…

Sanki sabah meltemi, kuşlar; benim ezberlediğim kelimeleri, ayetleri arkamdam tekrarlıyorlar. Ne büyük bir nimetmiş bu hafızlık Allahım.. Meleklerin benimle birlikte olduklarını bilmek, Allah’ın ayetlerini aklıma yazarken, kalbime de yazıldığını hissetmek ne hoş bir lütufmuş.

Rabbim! Sana hamdolsun!

Beni buraya, şu rahlenin başına, hocalarımın, arkadaşlarımın yanına getiren sebepleri hazırladığın için Sana sonsuz şükürler olsun..

Şu duvar… Kim bilir hangi kulların alın teriyle örüldü? Tuğlaları hangi samimi ellerle taşındı? Çimentosu hangi sadakatli gönüllerden aktı geldi buraya?

Şu önümdeki masa, oturduğum sandalye? Hangi helal kazancın arşa yükselen payıydı?

Dinle! Su sesini duyuyor musun şadırvandaki? Belki de anlatıyor tek tek isimleri, gördüklerini, emekleri…

Kim bilir, kimler geldi geçti buradan? Nicesi ahdettiler, ama nasip olmadı…

Babam bu merkezin çok zor şartlarda tamamlandığını anlatır zaman zaman. Temelini çok soğuk bir kış günü kar yağarken atmışlar. Ondan mıdır bilmem ama hayli uğraştırmış babamı ve arkadaşlarını…

Yine babam anlatır, ben üç-dört yaşlarında iken, onunla inşaata gelir, kepçeyi, kamyonu izler, eve dönünce de “Ben inşaatta hafız olacağım” dermişim. O zamandan beri babam beni “Hafız Mustafa” diye sever.

Yıllar geçti. İşte şimdi ben buradayım. Allah Kelamı’nın başında, seccademin yönünde, Rabbimle baş başayım. Hayasızlığın, cahilliğin gafletin zirve yaptığı bu zamanda Allah’ın halifesi olduğumu hatırlamak ve O’nun ayetlerini hatırlatmak için buradayım. Şükürler olsun Rabbim’e…

Duam odur ki;

Defalarca okuduğum Kur’an’ın her bir harfi, bugünün hayalini kuran gönüllere nur olsun. Yüce kitabın benim yolumu ve benim sebebimle başkalarının yolunu aydınlattıkça Maruf’a râm olmuşları da karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. Şuan burada, bu ilim çatısı altında benim gibi, Rabbini zikredenlerin nefesince rahmetiyle serinlesinler. Okuduğumuz sureler kabirlerinde onlara dost olsun.

Ben bir ilim talebesiyim. Liyakatli bir alim olabilmek için yetişen genç bir Peygamber neferiyim…

Ve biz bir orduyuz aslında. Bir gün buradan, Erkam’ın evinden Kabe’ye kol kola yürüyen Ammarlar gibi çürümüş insanlığın karşısına çıkacak bir ilim-irfan ordusu. İlim-irfanla ne çok şey yapabileceğini göstereceğiz insanlığa…

Bak!

Şadırvandaki su sesini, rüzgarın uğultusunu biraz daha dikkatle dinle!

Sana, arkasında güzel işler bırakmaya çalışan bir avuç insanın seherlerdeki dualarını anlatıyorlar aslında.. Üzerinden hayli zaman geçmiş, ama silinmemiş duaları. Suya yazılmış, sırra, levh-i mahfuza…

Vakit hayli ilerlemiş, bugünlük bu kadar olsun. Babama sözüm var, şuracıkta yatan rahmetli dedeme de, bir Yasin okumadan uyumayayım…

Tekrar görüşmek üzere, selametle..

Mustafa Kumaş (Hafız Mustafa)
Maruf Günlüğünden
Yazan: Rumeysa Kumaş

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın