Maruf

Sen Hangi Gözlüğü Kullanıyorsun? (1)

Adem Polat

Adem Polat

Sen Hangi Gözlüğü Kullanıyorsun?
Günlük hayatta etrafa baktığınızda kimi insanların gözlüklü olduğunu görürsünüz. Gözlükler, -malûmunuz- insanların normal bir şekilde görmesini sağlamaya yönelik tasarlanmış cihazlardır. Gözlüğün derecesi ve özelliği, gözlerin baktığı şeyleri olduğu gibi görmesini sağlar.
Bana sorarsanız herkes gözlük kullanmaktadır. Yani herkes etrafına çeşitli özelliklere sahip bakışlarla bakmaktadırlar. Mesele, sadece gözlerimizin önüne camdan imal edilmiş bir cihaz koymak değildir. Asıl önemli olan, nasıl bakıldığı ve nasıl görüldüğüdür. İyi bakmakla kötü bakmak farklıdır. Zira bakışın şekli görmenin vasfını belirler. Ne derler; “Nasıl bakarsan öyle görürsün.”
Bir hata, ben yaparsam affedilebilir. Ancak aynı hatayı başkası yapsa çok kötüdür. Ayıplanır ve kınanır. Ben bir şeye karar vermişsem saygı duyulmasını isterim. Fakat başkasının kararı eleştirilebilir. Kendi altındakilere yaptığı tavrın aynısını, üstünden gören biri faryad-ü figân eder. Bana haksızlık yapılıyor diye dertlenir. Halbuki kendisi belki, daha katmerlisini yapıyor altındakilere. Ama onun gözünde “ben” gözlüğü ile “o” gözlüğü apayrıdır.
Herkes hata yapabilir. Evlat kırk kere hata yapsa da anne-baba tarafından dışlanmaz, ötekileştirilmez. Halbuki bazı kimselerin yaptığı küçücük bir hata, üzerine yapışıverir. Yıllar geçse bile, artık o kimse kötü bakışlardan kurtulamaz. İsmi anıldığında “-Bırak onu! Şöyle yapmıştı ya!” der ve yıllar önceki hatası hemen söyleniverir. Çok defa adamı iyi tanımaya dahi fırsatımız olmaz. Bir arkadaşımızın aleyhte bir sözü bile, o kişiye bakışımızı belirler. Aklımıza arkadaşımızın hata yapabileceği gelmez bile. Çünkü “biz” başka “o” başkadır. Farklı gözlükler farklı neticeler doğurmaktadır.
Toplumumuzda sınıflandırma ve akabinde yargısız infaz ne düzeyde acaba? Yeni tanışmak durumunda olduğumuz bir kişi hakkında önceden olumsuz şeyler söylense, bir önyargı oluşuyor zihnimizde. Hele bir de o kişi, kendini doğru tanıtamazsa yandı. Başlar dedikodu kazanı kaynamaya. Bire bin katılır. Olmayanlar eklenir. Hakkında duyduğumuz her bir şey, aleyhinde çerez olur. Tatlı (!) dedikodu muhabbetleri için meze olur. Aradan bir müddet geçer. Bu esnada o kişiyi tanıma fırsatı bulanların pişmanlıklarına şahit olunur ve “Arkadaşım! Biz seni böyle bilmiyorduk. Tanıdıkça senin farklı olduğunu anladık.” diyerek yanılgılarını itiraf ederler.
Bir de bunun daha bencilce olanı vardır. Bazen tamamen kendi şahsına endeksli ve kendi nefsini önceleyen bir anlayışı da görmek mümkündür. Bu tipler genellikle tek gözlük kullanırlar, o da bencillik gözlüğü. Bu gözlük aşağı yukarı herşeyi menfaat olarak görür. İşine geldiği gibi davranış sergiler. Mesela; bir grup arkadaş bir kişi hakkında olumsuz konuşuyor. Hatalarını sıralıyor ve sohbet melzemesi yapıyorlar. Aralarından diğer biri olmadığında da rahatlıkla onun dedikodusunu yapabiliyorlar. İçlerinden birisi rahatsızlık duysa bile, çekinip ses çıkarmıyor. Bu grubun her üyesi aynı gözlükten kullanmakla birlikte bu gözlüklerin dereceleri farklıdır. Konuyu ortaya atanla dinleyenin derecesi bir değildir. Aktif olarak fitneyi körükleyenle, kenarda oturup pasif olanın derecesi başkadır. Yani kimisi şiddetli görme bozukluğuna sahipken diğerinin görme bozukluğu daha az seviyededir. Birbirinin yüzüne gülen ancak arkasından çekiştiren davranış modeli. Bu nasıl bir çarpık anlayışın ürünüdür? Nedir bunun asıl sebebi? Evet, tam da bu noktanın sorgulanması gerekmektedir.
Mensubu olduğumuz İslam dini, kurallarıyla hayatımızı şekillendirmeli ve yönetmelidir. Dinimizin hayata dair prensipleri ortadadır. Bir ve beraber olmanın temel kurallarını onda bulmak mümkündür. Adâb-ı muâşeret prensipleri vardır. Îsar ehli olmanın ve diğerkamlı davranmanın önemi vurgulanmıştır. Kardeş olmanın güzelliği ve sorumluluğu anlatılmıştır. Gıybet ve dedikodunun haramlığı ve kardeşliği harap ettiğine dikkat çekilmiştir. Olgun mü’minin vasıfları tek tek sayılmıştır.
Şu ana kadar şer gözlükle bakmanın birkaç örneğini sunmaya çalıştım. Temel sebebe bakarsak şayet; içte olanın dışa vurumu diyebiliriz. Gözler kalbin penceresidir. İçeride nifak varsa, nifak dolu bakışlara sebebiyet verir. Gönül muhabbet yüklüyse, sevgi bakışlarına vesile olur. Kişi nasılsa öyle görür vesselam! Kimse kendine yakışmayan bir gözlüğü takmaz değil mi?
Şimdi kardeşim, sormak istiyorum sana. Yukarıda sayılan davranışlardan biri var mı acaba sende? Hayata İslam gözlüğüyle bakabiliyor musun? Yoksa nefsin, hemen bakışlarına müdahale mi ediyor? Başkasına revâ gördüğün şey sana yapılsa razı olur muydun? Ya evlâdına yapılsa? Ya sevdiklerine yapılsa? Başkası için kullandığın ifadeler sana ve sevdiklerine söylense ne yapardın? Ya düşüncelerin?.. Başkaları hakkındaki fikirlerin aynısı senin hakkında, eşin, anne-baban, kardeşin, evladın… hakkında yapılsa gönlün razı olur muydu?
Herkesin bir gözlüğü var ya! Sâhi kardeşim, sen hangi gözlüğü kullanıyorsun?

Adem POLAT
13.12.2014 / BALIKESİR

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın