Maruf

ORTA DOĞU NERESİ?

Suat KURT

Suat KURT

Dursunbey Kardeşler Köyü.AÖF İlahiyat ön lisans mezunu.AÖF Uluslar Arası İlişkiler bölümünde okuyor.

Orta Doğu kavramının ortaya çıkması, İkinci Dünya Savaşı ‘dan sonra literatürde kullanımı yaygınlaşmıştır.

Orta Doğu kavramını ilk defa Amerikan deniz tarihçisi ve aynı zamanda stratejist olan Mahan 1902 yılında yazdığı makalesinde Arabistan ile Hindistan arasındaki bölgeyi ifade etmek için kullanılanmıştır.

Orta Doğu kavramı ,şark ve Yakın Doğu kavramları gibi Batı merkezli bir kavramlaştırmanın ürünüdür.

Bu kavramlaştırma Avrupa dünyanın merkezi olarak kabul edilmekte ve dünyanın diğer  bölgeleri bu merkeze olan uzaklıklarına göre “yakın doğu”, “orta doğu “, “uzak doğu ” şeklinde kategorize edilmektedir.

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce ve savaş sırasında Osmanlı Devlet’nin ümmet coğrafyasının belirlenmiş bölgelerinde İngiliz ve Fransız manda (bazı büyük devletlere verilen yönetme-vekillik)  yönetimlerinin kurulmasıyla beraber hâlâ günümüze kadar devam eden sancılı trajedi bir çok sorunu beraberinde getirmiştir ve getirmektedir.

Orta Doğu nüfus yapısı bakımından son derece karmaşık ve çeşitliliği sahip bir bölgedir. Bu çeşitlilik hem etnik bakımdan hem de kültürel ve dini bakımdandır.

Bizim Orta Doğu ile dini ve kültürel bağımızda dönem dönem kırılmalar olduysa da hiç kopmadı.

Osmanlı Medeniyetine vakıf dertli bir yazar “Allah varsa dert vardır” inancıyla yola çıkarak içindeki birikmiş dertlerini şöyle aktarıyor.

Kudüs’e gittiğinde yaşamış olduğu etkilendiği ilginç bir anısını şöyle anlatıyor bizlere.

El-Halil kentinde Hz. İbrahim Camii’ne doğru yürürken bir pazarın içinden geçmiştik. O pazarda küçük küçük dükkanlar vardı ve o dükkanların önünde 85-90 yaşlarında beli bükülmüş dedelerin bastonlarına dayanarak bir iskemlede oturduklarını görmüştüm. Bu şekilde birçok yaşlı amcanın bu boş dükkanların önünde oturduklarını görünce çok merak edip, “bu amcalar niye oturuyorlar” diye sormuştum.

İngiliz hamiyetiyle gayri meşru terör devleti kuran Siyonist İsrail polisleri her gün sabah erkenden gelip dükkanları tek tek kontrol ediyor, sahibi olmayan bir dükkan görürse burayı hemen işaretleyip mülkiyetini değiştirmektedir.

Bu dedeler bir şey satmamalarına rağmen bu topraklar İsrail mülkiyetine geçmesin diye her gün sabah namazından sonra gelip buraya oturarak bu dükkanın sahibi var mesajı vermek üzere akşam hava kararıncaya kadar nöbet tutuyoruz” demişti.

Biz Türkiye ‘den geliyoruz deyince boynuma sarıldı ve bana:”Evladım! Burada niye oturduğumuzu biliyor musun? “dedi, ben de ” evet, topraklarınızı korumak için bekliyormuşsunuz. “dedim. Amcanın yüzü birden mahzunlaştı, gözleri yaşardı.” Evladım bizim topraklarımızı değil, sizin topraklarınızı koruyoruz.”dedi.

İşte Türkiye’nin Orta Doğu ‘daki davasının anlamı bu.

Orta Doğu ‘da İngiliz ve Fransızların Osmanlı bakiyesi toprakları coğrafi olarak bölümlere ayırdıkları lakin imanımızı, ikanımızı, kültürel değerlerimizi bölemediklerinin argümanı.

İşte Orta Doğu dünyanın merkezi.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
KURBAN ÜZERİ - 5 Ağustos 2017
Zamanı Yaşama - 22 Temmuz 2017
HAYÂ ve HAYAT - 2 Haziran 2017
ORTA DOĞU NERESİ? - 13 Nisan 2017
Eğitimde metod - 30 Mart 2017
Besmelenin Gücü - 14 Mart 2017
İSTİKAMET - 14 Mart 2017
Mezhepler neden var? - 25 Şubat 2017
Bilginin Işığı - 16 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın