Maruf

Namazda Huşû Nedir ve Nasıl Sağlanır?

Orhan Tuna

Orhan Tuna

Rabbim Allah c.c Peygamberim Muhammed Mustafa s.a.v Kitabım Kur'an-ı Kerim

Huşu; Allah’ın huzurunda bulunmanın, yalnızca O’nu düşünmenin, biz O’nu görmesek de O’nun bizi gördüğünü hissetmenin verdiği vecd halidir.

Huşû Nedir?

Sözlük anlamı itibariyle; korkmak, itaat etmek, tevazu göstermek, boyun eğmek demektir.

Terim olarak Huşu; Huşu, Allah-ü Teâlâ dan korkmak, ona boyun eğmek.

Huşu; aslı kalpte, fakat belirtileri bedende olan eylemdir.

Huşu; kalbin huzur ve saygıyla dolması, bedenin de sakin ve hareketsiz olmasıdır.

Huşu; kalbin yalnızca Allah’a teslim olması, O’ndan başka bir şeyle meşgul olmaması, O’nun zikriyle tatmin olup huzur bulmasıdır.

Huşu; Allah’ın huzurunda bulunmanın, yalnızca O’nu düşünmenin, biz O’nu görmesek de O’nun bizi gördüğünü hissetmenin verdiği vecd halidir.

Huşu; fiziki ve maddi benlikten kurtulup, manevi ve ilahi benliğe bürünmenin adıdır.

Sahabe ve Alimlere göre Huşu Nedir ?

Hz. Ali: Huşu’ kalptedir. Ve müslüman kişiye karşı yumuşak davranmandır. Namazında sağına soluna iltifat etmemektir. İmam Kurtubi , el Camiu li Ahkamil Kur’an , cilt:2,syf;65

“Hûşu kalpte bulunan bir şeydir. Namazda iken donmuş gibi durup hiç bir yana bakmamak ve hiç bir şeyle ilgilenmemek huşûdandır.”

“Hûşu olmayan namazda, lüzumsuz şeylerden kaçınılmayan oruçta, tertile riayet edilmeden yapılan kıraatte, günahlardan sakındırmayan amelde, sehavet bulunmayan malda, sıkı bağlılık bulunmayan kardeşlikte, ihlas olmayan duada hayır yoktur.”

İbn-i Abbas : Namazda huşûlu olan kişi Allah’tan korkan kişidir. Namaz kılarken de hareketsiz duran kişidir. Osman ERSAN, Gözümün Nûru Namaz, Erkam Yayınları

Süfyan es-Sevrî anlatıyor: el-A’meş’e huşû’nun ne olduğunu sordum, bana, ey Sevrî dedi. İnsanlara imam olmak istiyorsun bununla birlikte huşû’un ne olduğunu bilmiyorsun. Ben İbrahim en-Nehaî’ye huşû’un ne olduğunu sordum, o da bana şöyle dedi: Uaymiş (A’meşcik) İnsanlara imam olmak istiyorsun bununla birlikte huşû’un ne olduğunu bilmiyorsun. Şunu bil ki huşu sert kuru şeyler yemek, kalın ve sert elbiseler giymek, başı öne eğik durmak değildir. Huşu, şerefli olanı da sıradan olanı da hak açısıdan eşit görmendir. Allah’ın sana emrettiği bütün farzlarda Allah için huşu duymandır. Ömer b. Hattab, başını önüne eğmiş bir delikanlı görür de ona: Ey filan, başını kaldır, der. Çünkü huşu kalpte bulunandan başka birşey değildir.
İmam Kurtubi , el Camiu li Ahkamil Kur’an , cilt:2,syf;65

Alimler namazdaki huşû’u şöyle izah etmişlerdir: “Namazda huşû; bütün himmetini namaz için toplamak, namazın dışındaki her şeyden yüz çevirmek, gözlerini secde yerinden ayırmamak, sağa sola bakmamak, elbisesiyle oynamamak ve parmaklarını çıtlatmamaktır” En-Nesefî, Kadî Beydâvî ve Hak Dini Kur’ân Dili, Mü’minûn, 23/2

İmam-ı Rabbani : Namazları cemaatle, huşû ve hudû ile kılmalı, çünkü insanı iki cihanda felaketlerden, sıkıntılardan kurtaracak, ancak huşû ile kılınan namazdır.

Veysel Karani Hazretleri kendini bildi bileli ömrü içinde bir gece yatıp uyumamıştır. Bir geceye, “bu gece leyle-i sücud” der, sabaha kadar secde ile geceyi ihya ederdi. Diğer bir geceye de “bu gece leyle-i kıyam” der, sabaha kadar ayakta ibadetle geceyi ihya ederdi. Bir gün:“Namazda hûşu nedir? ” diye soran bir zâta:“Namaza durduğunda, biri keskin bir kılıçla sırtına vursa, kılıcın ucu göğsünden çıksa, yine hiçbir acı duymamandır.” diye cevap vermişti.

Amr İbn-i Zer’in elinde bir hastalık hasıl olmuştu. Tabipler elinin kesilmesi gerektiğini söylediler. O da;“-Kesin” dedi. Tabipler;“-Seni iple bağlayıp öyle kesebiliriz.” deyince Amr İbn-i Zer:“-Buna lüzum yok, ben namaza durunca rahatlıkla kesebiliriniz.” dedi. Amr İbn-i Zer namaza durunca elini kestiler. O, bunu hissetmedi bile! İmam-ı Gazali, İlahi Nizam, s. 89

*Pek çok sahabe ve tabilerden şöyle nakledildi. Hûşu; sükûn ve hareketsizliğin adıdır.

Namazda Neden Huşu İçerisinde Olmalıyız?

Namaz huşu sahiplerinin dışındakilere ağır gelir. Bakara Suresi , 45. Ayet Meali

Ayette de buyrulduğu üzere namaz huşu sahipleri dışındakilere ağır gelir. Yani onlara kıldıkları namaz yorgunluk olarak döner. İşte bu yüzden namazlarımızda huşu içerisinde olmalıyız.

Kur’an ve sünnet; insanların yaptıkları ibadet ve taâtlerin, ancak huşû ve hudû içinde eda edilmesi ve yalnızca Allah’a has kılınması halinde makbul sayılacağını ve o kişiyi felaha ulaştıracağını beyan eder. Bu durum, özellikle namaz için söz konusudur. İhlasla, samimiyetle, huşu içinde, kunutta bulunarak inabe (gönülden boyun eğmek) ve ihbat (Allah’a iman ile tatmin olmak) ederek kılınan namaz, Allah ve Rasulü’nün istediği namazdır.

Namazlarında huşu içerisinde olan mü’minler muhakkak felaha ermişlerdir. Mü’minun Suresi, 1. ve2. Ayet Meali

*Enbiya 90, Hacc 35 ve İsra 109’da, Allah’ın rızasını kazanan peygamberlerin ve Salihlerin en belirgin özelliği olarak huşu ve kalp inceliğinden sözedilir.

Biz de icabet ettik, Ona Yahya’yı hibe ettik ve karısını Onun için ıslah ettik. (çocuk doğurmak için uygun hâle getirdik) Muhakkak ki onlar hayırlı işlerde yarışırlar; ümitle ve korkarak bize dua ederlerdi, huşû duyarlardı. Enbiya Suresi, 90. Ayet Meali

Onlar ki, Allah anıldığında kalpleri ürperir; başlarına gelenlere sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcarlar” Hacc Suresi, 35. Ayet Meali

Çeneleri üstüne kapanıp ağlıyorlar ve (Kur’an) onların huşu (saygı dolu korku)larını arttırıyor.” İsra Suresi, 109. Ayet Meali

*Kaf 32-33 ile Hud 23’te ise inâbe ve ihbât edenler cennetle müjdelenir. Bu bağlamda, Bakara 238’de de mü’minlerin kunût ederek namaza durmalarının istendiğini görüyoruz. Bütün bu kelime ve kavramlar – huşû, hudû, inâbe, ihbât, kunût – ; Allah’a gönülden boyun eğmeyi O’nun karşısında kensini hiçe saymayı derin bir saygıda bulunmayı, acziyet ve alçak gönüllük içinde olmayı, kalbin titremesi tüylerin ürpermesini… ifade ederler. Tam manasıyla bu kavramlar hakiki bir namazın ancak bu huşû içerisinde ve bu duygular etrafında olması gerektiğini anlatmıştır.

İbn-i Abbas’tan rivayetle Peygamber Efendimiz (s.a.v)

Manasını düşünerek huzur ve huşu ile kılınan, iki rekat namaz gafil kalple akşamdan sabaha kadar kılınan namazdan hayırlıdır.” buyurmuştur.

Bu hadiste tek başına bizim namazda neden huşû içerisinde olmamız gerektiğinin dayanağıdır.

Aşağıdaki hadislerde neden namazda neden huşÛlu olmamıza ışık tutmaktadır.

Sahabelerden Ammar Bin Yasir‘in bildirdiğine göre, Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Öyle durumlar olur ki, kişi namazını bitirince defterine kıldığı namazın sadece onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri, altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri veya yarısı kadar sevap yazılır.” Darimi, Salat 91

Abdulvahid bin Zeyd:

Alimler, kulun kıldığı namazdan, onun için sadece şûurlu olarak kıldığı kısımların sevap temin ettiği hususunda ittifak etmişlerdir.” demiş ve bu hususta bir icma bulunduğunu iddia etmiştir.

Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur

Kim güzelce abdest alır, rükûları ve secdeleri tam yaparak hûşu ile vaktinde namazını kılarsa, o namaz bembeyaz, parıl parıl bir şekilde göğe yükselir ve sahibine şöyle der: Sen beni nasıl geçirmedin, vaktinde kılarak korudun ise ALLAH da seni korusun.” et-Terğip ve’t-Terhib, I, 339

Namazda Huşuyu Nasıl Sağlayabiliriz ?

1.Namaz Kılarken Allah’ın huzurunda olduğunu düşünmek

Peygamber Efendimiz (asm):

Kul namaza durduğu zaman, ancak Hz. Allah’ın huzurundadır. Sağa-sola iltifat ederse, Hz. Allah;
“Kime iltifat ediyorsun? Benden hayırlısına mı? Bana dön ey ademoğlu! Çünkü ben iltifat ettiğin şeyden daha hayırlıyım.” buyurur. Ruh’ül Beyan

Namazda her şeyi geriye atıp Allah’a (cc) yönelmeli ve O yüce zatın (cc) huzurunda olduğunu düşünmelidir. Allah’ın (cc) huzurunda olunduğu her an hatırlanırsa, yani Allah’ın (cc) emirlerini işlerken Allah’ın (cc) bizi daima görmekte olduğu düşünülürse selam verinceye kadar huzur muhafaza edilecektir.

2.Kur’an’ı Hüzünlenerek, Ağlayarak ve Korkarak Okumak

Kur’an; yaşarak, hissederek, duygulanarak, hüzünlenerek, ürpererek, korkarak, titreyerek, gözyaşları içinde okunması gereken bir kitab-ı ilahidir.

Ağlayarak yüzüstü kapanırlar. Kur’an onların huşûunu artttırır.“ İsra Suresi, 109. Ayet Meali

3.Namazın mü’minlerin miracı olduğunu düşünmek

Biriniz kalkıp namaza durduğunda Rabbiyle konuşuyor. O halde O’nunla (cc) nasıl konuştuğunu iyi düşünsün.” Hakim

Namaz müminin miracıdır. Buhari

4.Namaz kılarken o namazın son namazımız olduğunu düşünmek

Namaz kıldığında dünyaya veda eden kişinin namazı gibi namaz kıl.” İbni Mace, Hakim, Beyhaki

Hayata veda eden bir kimsenin namazı gibi ve Allah’ı görüyormuşçasına namaz kıl. Çünkü sen O’nu görmesen de O seni görüyor.” Ebu Muhammed

5.Namazda okuduğumuz ayet ve duaların anlamlarını düşünmek

Namazda okuduğumuz ayet ve duaların anlamları ezberlenmeli ve namazda o duaları okurken manaları tefekkür edilmelidir. Kendini Rabbinin huzurunda düşünmek ve o huzurda nasıl olması gerekiyorsa, öyle bulunmak çok iyidir.

6.Namazda yapılan hareketlerin manasını düşünmek

Namaz kılarken yaptığımız hareketlerin hangi anlama geldiği düşünmelidir. Zira; kıyam, rüku, secde gibi hareketlerin başlı başına sembolik anlamları vardır. İnsan kıyamda Allah’ı (cc) zikreden meleklerin ve ayakta duran ağaçların ibadetini, rükuda rüku halindeki dört ayaklı hayvanların ibadetlerini, secdede adeta secde halindeymiş gibi duran sürüngenlerin ibadetlerini, ka’dede (otururken) devamlı oturur gibi görünen taşların ve dağların ibadetlerini Allah’a (cc) sunduğu tefekkür edilmelidir. Bu düşünceler de insanı huşua sevk edecektir.

7.Namaz dışındaki vakitleri de hayır-hasenatla geçirmeye gayret etmek

Resulullah (asm) bir kimseyi namazda sakalı ile oynarken gördü ve:

Kalbinde huşu ve hudu olsaydı, eli edep üzere olur, azası da kalbi gibi olurdu.” buyurdular. Hakim, Tirmizi

Namazda insanın aklına gelen şeyler, genel olarak namaz dışında meşgul olduğu şeylerle alakadardır. Namaz dışındaki vakitler hayır-hasenatla geçirilirse, o vakit namazda akla gelen şeyler de hayır-hasenat olacaktır. Yani namazın dışında huşuu sağlamayı öğrendiğimizde namazda da huşuu yakalamayı öğrenmiş oluruz.

8.Namazdaki Fiilerin Sembolik Manalarını Düşünmek

Namazdaki bütün fiilî, lisanî, fikrî ve kalbi eylemler huşû ile doğrudan alakalıdır: Önce, Allah’ın huzurunda, ayakta el pençe divan durup hafif başı öne eğik durumda saygıyla kıyamda bulunmak, sonra da yere kapanıp alnını toza toprağa sürerek tevazu ve tezellülün zirvesine ulaşmak…Bütün bunlar, kulun namazda huşû’a ermesini ve kendisini Allah’u Teala karşısında hiçe saymasını sağlayan davranışlardır.

İmam Gazâlî, namazda huşûun sağlanması için şu altı şarttan sözeder:

Huzur-ı Kalp : Kalbi tümüyle okunan şeye bağlamak, onları düşünmek, başka bir şey düşünmemek

Tefehhüm : Okunan ve söylenenin manasını anlamak, onları düşünüp tefekkür etmek

Ta’zim : Kölenin efendisine duyduğu ve gösterdiği saygıdan daha fazlasını Allah için göstermek

Heybet : Bu saygıdan kaynaklanan bir saygı hissi duymak

Reca : Kusurlardan dolayı Allah’ın azabından çekinmek ve namaz da Allah’a saygı duyup, korkulduğu için de sevap ummak

Haya : Kusur ve hataları hatırlayıp anlayarak Allah’tan haya etmek. İhyau’Ulum’id Din,c.I,S.410

Namazda Huşuya Engel Olan Durumları Ortadan Kaldırmak

Namazı kalp huzuruyla, tefekkür ve tazimde bulunarak, heybet, recâ ve haya duyguları içinde kılabilmek için gönlü ve kafayı meşgul edecek her türlü engeli ortadan kaldırmak gerekmektedir.

Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-, namazda huşû’a engel olacak şeylerden özellikle kaçınmış ve kaçınmayı tavsiye buyurmuştur:

Yemek hazırlanmışken veya küçük, büyük abdest sıkıntısı varken kılınan namaz, kâmil bir namaz olmaz. İhyau ’Ulum’id Din, İmam Gazali, c.I, s.410.

Böyle bir durumda yemeği düşünmemek ve namazı bir an önce bitirmeye gayret etmemek mümkün değildir. Bu tür sıkışık anlarda Allah’ın âyetlerini düşünmek, hissetmek ve yaşamak da elbette çok zor olacaktır.

Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-, evde kapağı açık unutulan tencerenin bile namazın huşûunu zedeleyebileceğini düşünerek bir sahabiyi ( Osman bin Ebî şeybe) uyarmıştır:

Evdeki tencereyi kapatmanı sana söylemeyi unuttum; çünkü namaz kılarken insanı meşgul edecek bir şeyin evde bulunması uygun olmaz. İhyau ’Ulum’id Din, İmam Gazali, c.I, s.444.

O, sadece ashabını bu konularda uyarmakla kalmamış, bizzat kendisi de namazda huşû duymasına engel olabilecek her türlü şeyi ortadan kaldırmaya özen göstermiştir. Bir keresinde Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-, üzerinde bazı işaretler bulunan yeni bir elbiseyle namaz kılmış ve gözleri bu işaretlere takılmıştı. Namazdan sonra şöyle demişti:

Namazdayken işaretlere baktım; az kalsın huşûumu bozacak, beni fitneye düşürecekti.” Daha sonra elbiseyi Ebu Cehm’e geri gönderdi. Sıfatu Salet’in – nebiy, el-Albani, s. 71-72.

*Sahabe ve ilk nesillerde O’nu örnek alarak namazda huşû konusunda son derece titiz davrandılar:

Ensardan Ebu Talha, bir gün bahçesinde namaz kılıyordu. O sırada bir kumru uçtu ve ileri geri gidip gelmeye başladı. Çıkacak bir yer arıyordu. O, Ebu Talha’nın hoşuna gitti; gözü ona bir müddet takılı kaldı. Sonra kendine gelip namaza devam etmek istedi. Baktı ki, kaç rekat kıldığını bilmiyor. Bunun üzerine “ Vallahi, bana şu malım yüzünden bir fitne isabet etti de kaç rekat namaz kıldığımı dahi bilemedim.” dedi ve hemen Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip durumu anlattı. Sonra da “ Ey Allah’ın Rasulu! Şu bahçem Allah için sadakadır. Onu dilediğin yere sarfeyle!” dedi. Muvatta, İmam Malik, I/98.

Yine aynı şekilde, ensardan bir başkası da namazına ve huşûuna engel olan bahçesini, halife Osman’a gidip vakfetmişti.

Bu türden örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak bilinmesi gereken husus şudur ki; Namazla mü’minin arasına pek çok engel girebilir. İşte bu engelleri ortadan kaldırmadan huşû içinde namaz kılmak oldukça zor ve hatta imkansızdır.

Namazda huşû duymayı engelleyecek yukarıdaki pratik örneklerin dışında; bazı düşünceler, hayaller, kutuntular, vesveseler ve hatırlamalar da namazı zedeleyebilecek unsurlar olarak karşımıza çıkar. Zaten, şeytanın görevi insanların gönlüne çeşitli vesvese ve düşünceleri fısıldayarak onlara Allah’ı anmayı unutturmaktır:

O, insanların göğüslerine ( kötü düşünceler) fısıldar. Nas suresi, 5. Ayet meali

Şeytan, Onlara Allah’ı, anmayı unutturmuştur. Mücadele suresi, 19. Ayet meali

Bu tür şeytani vesveseler karşısında ne yapılması gerektiğini Allah Rasulu (sav) ashabına tavsiye buyurmuştur:

Osman bin Ebil As “ Ey Allah’ın Rasulu! Şeytan benimle namazımın arasına girerek bana okuduğum şeyi unutturdu.” dedi. Rasulullah (As) şöyle buyurdu: ‘ Bu şeytandır; ona hınzep denir. Onu hissettiğinde ondan Allah’a sığın ve sol tarafına üç kere tükür!’ Osman bin Ebil As ‘ bunu yaptım ve Allah benden bu derdi giderdi.’ dedi. Sıfatu Salet’in – Nebiy, el-Albani, s. 109.

Namazda huşû’a engel olan etkenleri ortadan kaldırmak için, istiaza (şeytandan Allah’a sığınmak) ve tebettül (kalbini her şeyden boşaltıp Allah’a yönelmek) şarttır. Şeytanın vesvese, fısıltı ve dürtüklemelerine kulak tıkamdan, bu konuda Allah’tan yardım dilemeden namaza durmak ve Kur’an okumaya başlamak, tilkilerin cirit attığı bir ortamda kümesin kapısını açık bırakmak gibidir.

Ayrıca; dünyadan kopmadan, dünyevi ilgi, sevgi ve düşüncelerden kurtulmadan ve her şeye veda ederek Allah’ın yüce denetimini ense kökünde hissetmeden de namazda huşû’a ermek mümkün olmaz.

Namaz kıldığın zaman, veda eden gibi namaz kıl. İhyau ’Ulum’id Din, İmam Gazali, c.I, s.410.

Her namazınızı, son kez namaz kılıyormuşçasına kılın.! O’nu görmüyorsanız da muhakkak O sizi görüyor. Sıfatu Salet’in – Nebiy, el-Albani, s. 70.

Namaza dururken Allah’ı anmak, O’nun bizi görüp gözettiğini hissetmek, Allah’ın huzurunda mutlaka hesaba çekileceğimizi ve bu hesap için amellerimizin dökümü yapıldığında iyilik hanemize yazılacak en son ibadetimizin işte şu kıldığımız namaz olabileceğini düşünmek, bir sonraki namaz vaktine yetişip yetişemeyeceğimize dair bir garantimizin olmadığını hatırlamak, adeta bu fani dünyada son demlerini geçiren bir insanın psikolojik halini yaşamak…İşte bu duygularla namaza başlamak, başından sonuna kadar namazda huşû içinde bulunmamızı sağlamaya yetecek de artacaktır.

Zaten; Allah’ı, ayetlerini, cennet ve cehennemi; yaratma, öldürme ve diriltme kudretini, azametini ve yüceliğini hatırlamaktan başka ne ile kalpler tatmin bulup huzura ve sükuna kavuşacaktır.

Dikkat edin; ancak Allah’ın zikri ile kalpler mütmain olur. Ra’d Suresi, 28.Ayet Meali

Namazın Hakikati ve Ruhu

Namazın ruhunun aslı, namaz boyunca kalbin huşû ve huzur içinde bulunmasıdır. Çünkü namazdan maksat, kalbi Allah’a yönetmek ve onun zikrini tazelemektir. Nitekim Yüce Allah(c.c) şöyle buyurmuştur:

Ve beni hatırlamak için namaz kıl. Taha Suresi, 14. Ayet Meali

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz de şöyle buyurmuştur:

Nice kimseler vardır ki, namazdan nasipleri yorgunluk ve sıkıntıdan başka bir şey değildir.

Bu Hadisi Şerifİ kalbi gafil olanlar hakkındadır.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz yine şöyle buyurmuştur:

Nice namaz kılanlar vardır ki, onlara namazlarından onda bir veya alda bir oranından fazlası yazılmaz. Herkesin namazından yazılan, kalbi hazır olduğu kısımlardır.”

Yine şöyle buyurmuştur:

Bir kimseye veda eder gibi namaz kıl” Yani namazla, kendi nefsine ve isteklerine veda et, onlardan ayrıl, Allah’tan başka herşeydem uzaklaş, demektir.

Bu sebepten dolayı Hz.Aişe (r.a) diyor ki:

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bizimle konuşurdu. Biz de onunla konuşurduk. Namaz vakti gelince, bizi hiç görmemiş ve tanımamış gibi olurdu. Bu durum, Allah’ın azameti ile çok fazla meşgul olmasından ileri geliyordu.

Bir Hadisi Şerifte efendimiz yine şöyle buyurmuştur:

Kalbin hazır olmadığı namaza Allah bakmaz.

Hz.İbrahim (a.s), namaz kıldığı vakit kalbinin çarpıntısı iki mil uzaktan duyulurdu.

Hz.Ali (r.a) namaza kalktığı vakit âzâlarını bir titreme alırdı. Yüzünün rengi değişir ve şöyle derdi:

Yedi kat göklere ve yere arz edilen ve onların taşıyamadıkarı emaneti edâ etmenin zamanı geldi.

Süfyan Sevrî diyor ki:

Namazı huşu ile kılmayanın namazı doğru olmaz.

Hasan-ı Basrî şöyle demiştir:

Kalbin hazır olmadığı namaz, cezaya daha yakındır.

Muaz b. Cebel (r.a) diyor ki:

Namazda kasten sağında, solunda kimler var! Diye etrafa bakanın namazı olmaz. Kimya-yı Saadet, İmam Gazali, Hisar Yayınevi, s.114

Kaynaklar :

Namaz, Abdullah Yıldız , Pınar Yayınları

Kimya-yı Saadet, İmam Gazali, Hisar Yayınevi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın