Hoş Geldin
Maruf

Müslümanların Birliği Üzerine Notlar-5: FİTNE

Fitne hepimizin sık duyduğu/kullandığı bir kelimedir. Hem Kur’an’da hem de hadislerde geçen bu kelime sözlükte “altın ve gü­müş gibi değerli madenlerin, saflığını an­lamak için ateşte eritilmesi” anlamına gelmektedir. Daha çok olumsuz bir anlamı çağrıştıran fitne kelimesi; kötü şeylerle imtihan, mânevi çöküntü, dinî, toplumsal ve siyasî kargaşa anlamlarında kullanılmıştır.

Fitne, insanın akl-ı selimini kaybedip hakla batılı, hayırla şerri, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini birbirinden ayıramayacak hale gelmesine sebep olan tüm durum ve varlıkları içine alır. Mesela kişinin aklını karıştırıp ahlâkını bozduğu için şeytana da “çok fitne çıkaran” anlamında fettân denilmiştir. Yine insanla­rın hırsını kamçılayıp helal-haramı birbirine karıştırmasına sebep olduğu için altın ve gümüşe  de “iki fet­tân” denilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de 60 yerde geçen fitne kavramı ve türevleri, kişinin karşılaştığı “ağır imtihan” anlamının dışında, Allah’ın kullarına farklı imkânlar vererek birbirlerine karşı gerçek niyet ve tutumlarını ortaya çıkaran şey (el-En’âm 6/53; el-Furkân 25/20), şeytanın hile ve tuzağı (el-A’râf 7/27), şeytanın zayıf ruhlu kişilere aşıladığı bâtıl inanç ve kuruntu (el-Hac 22/53), nifak (el-Hadîd 57/14) gibi anlamlarda kullanılmıştır. Hadislerde “deccâl fitnesi”, “mehdi fitnesi” şeklindeki tabirler de bu sebeplerle Müslümanlar arasında ortaya çıkacak ayrışma ve karşıtlıklara işaret etmektedir. Bazı hadislerde fitne, İslâm ümmetinin birlik ve bü­tünlüğünü bozan her türlü komplo ve yıkıcı faaliyetleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Bunların birinde Hz. Peygamber, “Birtakım fitne­lerin yağmur selleri gibi evlerinizin ara­sında aktığını görüyorum” demiştir.[1]

Fitne Müslümanın dünya-ahiret mutluluğunu tehdit eden en büyük tehlikelerin başında  gelmektedir. Allah’a inanan insanların birlik ve beraberliğini bozmaya çalışan şeytanın da en büyük hedefi Müslümanlar arasında fitne çıkarmak ve bunun için tüm fırsatları kollamaktır. İnsan oğlunun kibrini, hasedini, gazabını, inadını, taassubunu, önyargısını, nefretini hülasa tüm zafiyetlerini fitne ateşine dönüştürmek için dört bir yanından onu kuşatmaktadır. [2]

Kur’an-ı Kerim’de, fitnenin toplumda açacağı zararlara dikkat çekilmiş ve ” وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْل Fitne adam öldürmekten daha şiddetlidir.“[3] “وَالْفِتْنَةُ  اَشَدُّ مِنَ الْقَتْل Fitne öldürmekten daha büyük bir suç.” olarak tavsif edilmiştir.[4]

Hz. Peygamber (s.a.v.) de fitnenin uykuda olduğunu ve onu uyandıranların Allah’ın lanetini çekeceklerini haber vermiş[5] ve fitneye sebep olan şeyin, iyi niyetle yapılan meşru bir tasarruf hatta bir ibadet bile olsa terk edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Örneğin bir defasında akşamüstü eşiyle Mescid-i Nebevi’nin önünde bulunurken oradan geçen sahabileri çağırarak yanındaki kişinin eşi olduğunu haber vermiştir. Bir başka olayda da dışarıdan Medine’ye gelirken namazlarını yolda kılmış olan birkaç sahabiye, fitneye (yanlış anlaşılmaya) sebep olmamaları için cemaatle kılınan namaza iştirak etmelerinin daha doğru olacağını ifade etmişlerdir. Hatta namaza yetişmek için bile olsa insanları endişelendirecek şekilde aceleyle camiye gelinmesini tasvip etmemiştir. Zira şeytan Müslümanlar arasındaki en küçük bir ayrılığı, en basit bir olayı bile büyük bir tefrikaya dönüştürmek için tüm gücüyle uğraşmaktadır. Özellikle hassas ve kırılgan zaman ve ortamlarda daha dikkatli olunması, suizanna sebep olacak davranış ve söylemlerden uzak durulması tüm Müslümanların üzerine düşen bir görevdir. Fitne zamanlarında suizandan[6], hakikatinden emin olunmayan bilgileri paylaşmaktan[7], gereksiz yorum ve açıklamalardan [8] uzak durmak nebevi bir duruştur.

Ülkemizde son zamanlarda ortaya çıkan ve Müslümanların birbirlerine olan inanç ve itimadını zedeleyen tartışma ve polemiklerin maalesef bir fitneye dönüştürülmesi için büyük uğraş verildiği görülmektedir. Bu noktada şeytan ve şeytanın hesaplarına hizmet eden İslam dışı unsurlar kadar, ümmet-i Muhammed’in birliğini hararetle savunan bazı Müslümanların bile bu fitne ve ayrışma sürecine hizmet ettikleri görülmektedir. Çok sayıda Müslümanın hakkı savunmak ve haksızlık karşısında durmak için çalışırken, çok daha büyük haksızlıklara ve zulümlere sebep olacak fitneler çıkardıkları görülmektedir. Özellikle sosyal medya aracılığı ile yapılan paylaşımlar tam anlamıyla ateşe körükle gitmek kabilinden faaliyetlere dönüşmektedir. Mezkur hadis-i şerifte ifade edilen yağmur selleri gibi evlerimizin ara­sından akıp giden fitneci söylemler (paylaşımlar), Müslümanların kahir ekseriyetinin samimiyetinden şüphe etmediği birçok Müslümanın, münafıklıkla veya dış güçlerin adamı olmakla kolaylıkla itham edilmesine veya dini bozmak ve tahrif etmekle suçlanmasına imkan vermektedir. Özellikle toplum üzerinde etkili olan, çok sayıda insanı harekete geçirebilecek olan kişilerin bu şekilde mahkum edilmesi Müslüman toplumlarda derin çatlakların oluşmasına neden olmaktadır. Bu ise tam anlamıyla akl-ı selimi saf dışı bırakan bir fitne ortamının oluşmasına sebep olmaktadır. Öyleyse akıllı ve firaset sahibi tüm Müslümanların geçtiğimiz şu hassas dönemlerde  her zamankinden çok daha fazla birleştirici bir dil kullanmaları, suizan yerine hüsnü zannı esas almaları, emin olunmadan bir Müslüman hakkındaki olumsuz bilgileri paylaşmaktan uzak durmaları gerekmektedir. Aksi takdirde Allah muhafaza, gittikçe çığ gibi büyüyen bu fitne ateşinin suçlu-suçsuz her şeyi ve herkesi içine alması ve Müslümanlar olarak elde ettiğimiz tüm kazanımların tamamen elden gitmesine sebep olacaktır.[9] Bu noktada siyasetçisinden din adamına, gazetecisinden akademisyenine, iş adamından sıradan vatandaşına kadar tüm Müslümanların büyük bir titizlikle birlik ve beraberliğimizi bozacak her türlü söylem/paylaşım ve davranışlardan uzak durmaları dini bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

14.03.2018 – Bursa

DİPNOTLAR

[1] Buhârî, “Fiten”, 4

[2]  ثُمَّ لَاٰتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَٓائِلِهِمْۜ وَلَا تَجِدُ اَكْثَرَهُمْ شَاكِر۪ينَ «Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!» dedi. (Araf 17).

[3] Bakara, 191

[4] Bakara, 217

[5] İ.Rafii, Camiü’s-Sağir

[6] يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ “Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının.Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir” (Hucurât, 49/12) buyurulmaktadır.

[7] ياأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوا أَنْ تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ “Ey iman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât, 49/6)

[8] مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَسْكُتْ   “ Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, hayır söylesin veya sussun ( faydasız veya zararlı söz söylemesin ).” (İbn-ı Mace, Fiten,12.  II, 1313.)

[9] وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ   “Allah ve Resûlü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da gücünüz elinizden gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir(Enfal, 8/46)

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın