Maruf

Maneviyat Eksenli Eğitim

Murat

Murat

Maneviyat Eksenli Eğitim

Son yıllarda, suça eğilim gösteren kişilerin arttığı ve bu kimselerin toplumu tehdit eder hale geldiği ifade ediliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar ise olayın ne kadar vahim sonuçlara yol açtığını gösteriyor.

Konuyla ilgili çeşitli çalışmalar yapılıyor, aile eğitimleri veriliyor, ekonomik sorunlar değerlendiriliyor. Ancak bugüne kadar sorunun çözümü konusunda köklü bir değişime gidilmiş değil. İnsanlar, ekonomik olarak her şeye sahip olabiliyorlar, rahat ortamlarda yaşıyorlar, para kazanıyorlar ancak bunların hiç biri ortaya çıkan suç faktörünü ortadan kaldıramıyor. Çünkü, sorunun temelinde insanların maneviyat açlığı, cahaleti ve manevi yoksulluğu var. fakat nedense olayın bu boyutuna pek değinilmiyor.

Bilinmelidir ki, din birey ve toplumları iyileştiren, güven veren, koruyan ve onlara insanca yaşama zenginliği kazandıran bir dinamiktir. Din insanın duygu düşünce, davranış ve eğilimlerini etkiler ve yönlendirir. Suç işlemeyi ise haram olarak telakki eder ve insanın yaptığı her şeyin, ceza ya da mükafat olarak karşısına çıkacağını ifade eder. Ahirete inanan kişi ise suç işlemekten kaçınır, kendini korur ve dürtülerini kontrol eder. Çünkü, dinimize göre suç sadece suç olarak değerlendirilmez aynı zamanda günah olarak ta telakki edilir ve kişi bu şekilde davrandığı takdirde iyi ya da kötü eyleminin ahrette karşılığını bulacağı bilir.
Maneviyat eksenli eğitim şart

Hayatımızın, biri maddi diğeri manevi olmak üzere iki veçhesi var. İnsan olarak her iki tarafımızı da dengede tutmak ve itidal üzere yaşamak zorundayız. Ancak, günümüz insanı, maddi tarafını sürekli beslerken, manevi tarafını zayıf bırakmakta, bunun sonucunda da ahlaki yozlaşma ve envai çeşit suç unsurları ortaya çıkmaktadır. Cünkü bu durumda denge ortadan kalkmakta ve insan sadece nefsi isteklerini beslemektedir. Bilinmelidir ki, dini yaşamı, ceza ve mükafatı ortadan kaldırdığınızda, kişi suç işlemekte bir sakınca görmeyecek, insanlara eziyet etmekten kaçınmayacaktır. Toplumumuzda ” İçinde Allah korkusu varsa, o kişiye güvenirim” diye bir söz vardır. Bu söz, halkımızın inanan insanlara ne kadar itibar ettiğini göstermeye yetmez mi? Allaha ve ahret gününe inanan kişi, nerede ve ya hangi toplumda yaşıyor olursa olsun kendisini gören, denetleyen ve koruyan bir varlığın himayesinde olduğunu bilir, tutum ve davranışlarını kontrol altında tutar. Bu gün, insanlarımızın ulaşmaya çalıştığı batı toplumunda, aile kurumunun çökmesiyle birlikte, ahlaki yozlaşmalar ve suça eğilim artmıştır. Bu toplumlarda ferdi ve ictimai krizler hat safhaya ulaşıyor ve aile içi sorunların, gençlerin içine düştüğü hastalıkların önüne geçilemiyor . Ancak ne yazık ki bu sorun yavaş yavaş bizim toplumumuza da bulaşmaya başladı. Sorunu ortadan kaldırmak için ise, sorumluluk sahibi herkese görev düşüyor.
Din bir kontrol mekanizmasıdır

Din, kişinin hayatında önemli bir kontrol mekanizmasıdır. Bu sayede, sosyal değerler korunur ve değerlerin sürekliliği sağlanır. Böyle bir ortamda suç eğilimi yok denecek kadar azdır. Dinimiz bu konuda önlem almayı, çocuklara irade eğitimi vermeyi ve suça giden yolları tıkamayı tavsiye eder. Bunun için, çocuklara küçük yaştan itibaren maneviyat eğitimi verilir ve iradesini kullanma, haramlardan kaçınma bilinci aktarılır. Dini hassasiyeti zayıf kişi ya da toplumlarda ise, çocuklara haram helal kavramı tam olarak öğretilmediği için bu çocuklar büyüdüklerinde suç unsurlarına daha rahat bulaşabiliyorlar. İnanıyorsanız zenginsiniz

En büyük zenginlik kişinin iman etmesi ve bu minval üzere bir hayat sürmesidir. Çünkü inanan insan, her durumda kazançtadır. Unutmayalım İslam hayatımıza pek çok zenginlikler katar:

Yardımlaşmaya teşvik eder: Dinimiz kim olursa olsun muhtaç insanlara yardımcı olmayı ve onların sıkıntılarını paylaşmayı tavsiye eder. Müslüman toplumlarda yaşayan kişiler, yardımlaşmanın sadece para ile olmadığını bilirler, ellerinde ve gönüllerinde ne varsa paylaşmaya ve insanlara yardımcı olmaya çalışırlar.

Sorumluluk bilinci verir: Kişi sadece kendisi için değil aynı zamanda yaşadığı topluma ve insanlara karşı da sorumlu olduğunu bilir ve bu bilinçle hareket eder.

Allaha karşı sorumluluklarını yerine getirir: Müslüman, sadece dünya saadeti için çalışmaz bununla beraber ahreti için de çaba gösterir ve Allahın razı olacağı bir kul olmaya çalışır.

Ruhsal sıkıntılara daha az yakalanır: Dünyanın bir imtihan diyarı olduğunu bilen kişi, acının da neşenin de bu imtihan çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini bilir. Bu da onu daha sabırlı ve kanaatkar kılar.

Yalnızlık ve karamsarlıktan kurtarır: Modern anlayış, kişiye sürekli yarış pompaladığından insan, kendini rekabetin bir parçası olarak görür ve yalnızlaşır. Bunun sonucunda da güvenebileceği kişilerden yoksun kalır. Çünkü ona göre herkes rakibidir ve alt edilmelidir. Din ise kişiye kardeşlik ve dayanışma ruhu verir ve ona kendini gören gözeten bir varlığın himayesinde olduğunu öğretir.

İnsanın hedeflerini, arzu ve isteklerini Allahın istediği yöne kanalize etmesini sağlar.

Suç unsurlarına bulaşmaktan, başkalarına haksızlık yapmaktan korur.

İnsanı manevi hastalıklardan korur.

Dinine bağlı kimseler hayatın sıkıntı ve meşakkatlerine karşı daha sabırlı ve dayanıklıdır. Bu yönüyle din, kişinin ahlaki yönden yetişmesini ve güçlü bir kişilik sahibi olmasını sağlar. Burada kişi hem yaşadığı toplumda hem de kendi içinde tutarlı ve huzurlu olur.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın