Maruf

Kurban fiyatını, kesimden sonra eti tartarak belirlemek caiz midir?

Kurban fiyatını, kesimden sonra eti tartarak belirlemek caiz midir?

Kurban satışı, bir akit (hukuki işlem) olduğu kadar bir ibadettir. Kişi bu ibadeti yerine getirirken her şeyden önce Allah rızasını gözetmelidir. Kurban alırken aldanmamak ve cebinden çıkan para ile daha çok insanın gönlünü hoş etmek için de gayret etmelidir. Bunun için kurban alırken  işten anlayan güvenilir biri ile alış-verişe gitmelidir. Bu mümkün değilse, hayvanı canlı olarak tarttırarak satın almak da mümkün ve caizdir. Fakat kişi bu yöntemlerle yine de aldanacağını düşünüyor ise hayvanın kesildikten sonra, derisini, sakatatını, kellesini ayırıp geri kalan eti-kemiği (karkas olarak) tartarak satın alabilir mi?

Bu konuda iki farklı görüş vardır. Diyanetin de benimsediği birinci görüşe göre, bu şekilde satış caizdir ve kurban da yerini bulmuştur. İkinci görüşe göre ise, bu şekilde yapılan satış caiz olsa da kurban ibadetine zarar verebilecek bazı unsurları içinde barındırdığı için tercih edilmemelidir.

Bizim de tercih ettiğimiz bu ikinci görüştür. Zira kurban satışı bir akittir. Kesilen hayvanın alıcının mülküne geçmiş olması için bu akdin sağlam (sahih) olması gerekir. Bunun için de akitlerde satılan şeyin (mebî’) belli olması gerektiği gibi bedelin de (semen) belli olması, kesinleştirilmesi gerekir. Fiyatın belirsizliği akdi fasit hale getirir. Bu şekildeki satışın cevazına fetva veren ilim adamları, olayın daha çok anlaşmazlığa (niza’a) sebep olup olmaması açısından bakmışlardır. Ancak burada satışa konu olan şey, hayvan olmaktan çıkar ve et satışına dönüşürse bu durum, kurban ibadetine hem fıkhen hem de dinen aykırılık arzeder. Zira fıkıh kitaplarında da ifade edildiği gibi, hayvan kıyemi bir mal iken, et misli bir maldır. Akdin ilk adımlarında satışa konu olan şey canlı bir hayvanken daha sonraki aşamasında ete dönüşmüştür. Bu ise daha önceki akdin (canlı hayvan satışının) anlamsız/önemsiz olduğunu göstermektedir. En azından böyle bir şüphe uyandırmaktadır.

Yine günümüz ilim adamlarından bazıları bu meseleyi,  Hanefilerden İmam Muhammed ve İmam Ebu Yusuf’un ve diğer üç mezhep imamının ekonomik değeri, tartı, ölçü veya sayı ile belirlenen şeylerin yalnız birim fiyatlarının (adet, kg. lt. ) takdir edilerek toptan satılmasını sahih görmelerine kıyas ederek kurbanın da bu şekilde satılmasına cevaz verdikleri görülmektedir. Meselâ bu fakihlere göre; bir yığın buğday, bir kayık odun, bir sürü koyun ve bir top kumaş her biri, her kilosu veya her metresi şu kadara olmak üzere satılsa sahih olur.  Ancak bu kıyas isabetli bir kıyas değildir. Tanesi 700 TL’den bu sürüdeki tüm koyunları sana sattım veya şu kesilmiş, soyulmuş hayvanın (resimdeki gibi) tümünü kilosu 30 TL’den sana sattım” denilerek yapılan satış, yukarı belirttiğimiz fakihlere göre caizdir. Bu hukukçulara göre canlı hayvan kıyemi bir maldır ve tane veya tüm sürü olarak satılması caizdir. Ancak canlı hayvan bir et yığını olarak görülerek etin toptan satılması söz konusu olamaz. Bu şekildeki satış ne İmameynin ne de diğer üç mezhep imamının kabul ettiği bir görüştür. Onların tek olarak satılan hayvanın yığın olarak (toptan) satılan et olduğunu düşündüklerini gösteren herhangi bir delil yoktur. Canlı hayvan ile et, ağaç ile kereste arasındaki fark gibi ayrı ayrı şeylerdir.

Sonuç olarak İmam-ı Azam’ın zaten prensip olarak fetva vermediği bir satış şeklini, zorlama yorumlarla diğer fakihlerin görüşlerine dayandırarak tecviz etmek kanaatimizce çok doğru değildir. Normal bir hayvan satışı için böyle bir satışa belki fetva vermek mümkün olsa da, ibadet olan bu kurban satışının böyle şüphelerden uzak tutulması daha isabetli olacaktır.

Fıkıhtaki genel kaide ile; ibadetlerde ahvat (ihtiyatlı=şüphelerden uzak) olan görüşü tercih etmek gerekir.  Selam ve dua ile…

M. Salih Kumaş

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın