Maruf

İYİ İNSAN, ERDEMLİ BİR TOPLUM İÇİN…

Allah Teâlâ, insanoğlunun sadece ahirette değil, bu dünyada da mutlu bir hayat sürmesini murad etmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ve Sünnet-i Seniyye’de dünya hayatını tanzim eden çok sayıda kural ve prensipler mevcuttur. İnsanoğlunun gerçek mutluluğu; hem iç dünyasında, hem de tüm varlıklarla olan ilişkilerinde bu kural ve prensiplere riayet etmesine bağlıdır.

Mutluluk ve huzur, temelde bir iç olaydır ve temelleri ruhun derinliklerinden yükselir. Ancak mutluluğun temelleri, aileden, akrabalardan, mahalleden, şehirden, ülkeden hatta tüm dünyadan devşirilecek sağlam taşlarla yükselir ve bu şekilde mutluluk binası tamamlanır.  Örneğin ailenizde, oturduğumuz apartmanda, mahallede hatta yaşadığımız ülkede bir huzursuzluk veya kargaşa varsa, nasıl mutlu olabilirsiniz? Her gün duyduğunuz katliam haberlerine, evsiz-barksız kalan kadın ve çocukların ağlayışlarına rağmen mutluluğu ve huzuru tüm hücrelerinizde ne kadar hissedebilirsiniz?  Öyleyse daha fazla mutlu olmak istiyorsak, daha fazla insanın mutlu olması için çalışmamız gerekmekte.  Bu, Allah katında değerli olmanın da bir kriteri aynı zamanda. Meşhur bir hadiste خير الناس أنفعهم للناس  “İnsanların en hayırlısı, insanlara en yararlı hizmetler yapandır.”[1]  Hizmetlerin en hayırlısı ise hiç şüphesiz; bir insanın hem dünya hem de ahrette nasıl mutlu olacağını ona gösterebilmektir.

İslami dini, bir insanı kurtarmayı/yaşatmayı, tüm insanlığı kurtarmaya/yaşatmaya eş değerde görmüştür.[2] Bir insanı kurtarmanın karşılığını ise, dünyadaki en değerli şeylere sahip olmaktan daha kıymetli bir şeye sahip olmak olarak görmektedir. Çok sayıda ayet-i kerime ve hadis-i şerif, bizlere insanlığa hizmet etmek, onlara hakikati göstermek için çalışmamız gerektiğini söylemektedir. Örneğin bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:ولْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.”[3] Bu ayete göre kendisini insanlığa karşı sorumlu hisseden, yaşadığı toplumdaki yanlışlıkları görüp, doğruyu savunan insanların bulunması gerekmektedir.

Tabii, bu insanların ilim ve irfan sahibi olmaları gerekmektedir. Topluma yön verebilecek donanım ve niteliği olan kişiler olmaları lazımdır.  Zira İmam Gazzali’nin ifadesi ile; âlimler iyi olursa, tüm toplum iyi olur. Âlimler bozulursa tüm toplum bozulur. Bundan dolayıdır ki, ecdadımız, âlime âlem gözüyle bakmışlar ve bir âlimin ölümünü âlemin ölümü gibi görmüşlerdir.

Maruf İlim İrfan Kültür Eğitim Derneği, işte bu temel hedefe yönelmiş ve vizyonunu şu şekilde belirlemiştir: İslamî ilimlere vâkıf, İslam’ın irfanî boyutu şahsına yansımış, yaşadığı çağın gerçeklerini bilen, saygın ilim adamları yetiştirerek sağlam ve doğru İslamî bilgi ve anlayışın topluma ulaştırılmasını sağlamak.

Maruf Derneği’nin misyonunu ise şu şekilde sıralamak mümkündür:

1-     Yetenekli öğrencileri tespit ederek, onlara İslamî ilimlerin temeli kabul edilen Kur’an-ı Kerim’in ezberletilmesi, Arap Dili ve Edebiyatının öğretilmesi.

2-     İmam hatip liseleri ve İlahiyat Fakültelerindeki müfredata paralel olarak; pozitif ilimlerin yanı sıra; tefsir, hadis, kelam, fıkıh, tasavvuf, mantık gibi İslamî ilimlerin yetkinlik derecesinde öğretilmesi.

3-     İslam dininin sağlam ve doğru bir şekilde topluma ulaştırılması amacıyla İlahiyat Fakültesi mezunlarının akademik çalışmalara yönlendirilmesi ve akademik çalışmalara teşvik edilmesi.

4-     Dinî bilgi ve telakkinin doğru ve sağlam olmamasından dolayı toplumda görülen dinî, sosyal, psikolojik, ailevî sorunlara yönelik sempozyumlar, seminerler, paneller, konferanslar tertip edilmesi ve toplumsal yayınların yapılması.

Selam ve duam ile…

06-12-2013



[1]  Buhârî, Mağâzî, 35.

[2] Mâide 5/32

[3] Al-i İmran 3/104.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın