Maruf

“İnsan”ın insan(!)la imtihanı!

Adem Polat

Adem Polat

“İnsan”ın insan(!)la imtihanı!
İnsan mükerrem bir varlık! Yaratılmışların içinde müstesnâ bir yere sahip!
Fakat aynı insan, keremine halel getirebiliyor! Zirvelerin zirvesine ulaşmak varken, “Belhü’m- Edall” olabiliyor. Kalp sevmekten, zihin düşünmekten, dil söylemekten, kalem yazmaktan utanabiliyor, ikrah edebiliyor.
Batı, -ne acıdır ki- insaf ehli bir kalbin buğz edeceği her türlü rezilliği sergiliyor. Tarihe kan mürekkebiyle yazılan nice iğrençliklere imza atıyor. Makro planda dünya, mikro planda da İslâm âlemini kana boğan, yaratılış maksadını hiçe sayma küstahlığını sergileyen, barbar haçlı zihniyetinin ta kendisidir!
Mazlum Ortadoğu, Afrika ve diğer halkları paramparça eden kim?
Yer altı zenginliklerini sömüren kim? Nice zenginlikler içerisinde fakirlik ve zillet yaşayan mazlumları bu hale düşüren kim?
Birbirine düşürdüğü kardeş halklara, ürettiği silahları pazarlayan ve denenmesi görevini veren kim?
Özgürlük getireceğim diye mazlum insanların namusuna, haysiyetine, vatanına, hürriyetine, malına, canına, ırzına giren kim?
Ülke sınırlarını masa başında haritada cetvelle çizen kim?
Sözkonusu müslüman kanı olunca, akmasına kıs kıs gülen kim?
Misyonerleriyle, ajanlarıyla, bürokratlarıyla mazlum devletlerin içine kadar giren ve hatta devletlerin kararlarında etkili olan kim?
Masum bir insanı, bir hamile bayanı, bir yaşlıyı hatta bir bebeği sırf kendinden değil diye hayvandan dahi aşağı gören kim?
Kendilerini dünyanın hakimi gören, her zaman haklı koltuğunda oturan kim?
Dünyayı dizayn edecek derecede büyük bir güce sahip medyası ile mazlumu suçlu, katili masum gösteren kim?
Her türlü terörü ve şiddeti kendinden olmayana revâ görürken, kendinden olanı aziz bilen kim?
Kim bu görünüşte insan ve fakat insanlığı kaybetmiş gürûh?
Ortak akıl ve vicdanı çöpe atan bu ölçüsüz ve zorba topluluk kim?
Bu şeref ve izzetten nasibini almamışlara “Batı” diyebiliriz. Zirâ Batı, üsten bakan, mağrur kimliğin genel ifadesi olmuştur. Doğuyu aşağılayan, hor gören anlayışın mümessilleri onlardır. Bunun içindir ki üstad Necip Fazıl, doğunun yükselişini, mazlum doğu halklarının izetli ve onurlu duruşunu savunmuş ve bu anlayışa da “Büyük Doğu” demişti.
(Not: “Zulüm bizdense, ben bizden değilim!” diyerek “Batı”da doğup “Batı”lı olmayan ve bu duruşu ile mazlum Filistin halkını savunurken İsrail buldozerlerinin altında kalarak can veren Rachel Corrie gibi “Adâlet” mücadelesi verenlere selâm olsun! Onlar belki Batı’da doğmuşlardır ancak “Bâtıl”dan yana olmamışlardır. Elbette onlar müstesnâdır.)
Allah’ım! Masum olmasak da mazlum olduğumuz bir hakikattir.
Ve bir mazlumun yürek yakan feryâdı:
Ey fezânın derinliklerini hakkıyla bilen, nabzını tutan ve yerkürenin en derinindeki zerrelerin dünyasını hükümranlığı ile yöneten Rabbim!
Ey mutlak gücün, kudretin yegâne sahibi! “İnsan” olmaktan utanmamıza sebep olan “Batı”’yı sana şikayet ediyorum! Lütfen kabul buyur!..”

Adem POLAT
02. 09. 2015 Bursa

Filtre:TümüAçıkÇözülmüşKapalıCevapsız
AçıkMuratMurat soran kişi 2 sene önce • 
790 Gösterim0 Cevap0 Beğeni
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın