Maruf

ilim ögrenmek için Bagdat’a gitmek istiyorum…

ilim ögrenmek için Bagdat’a gitmek istiyorum…

Eski zamanlarda, insanlar ilim ögrenmek için çok çalisirlar, her türlü güçlüklere katlanirlardi. Küçük yaslarinda köylerinden, ailelerinden ilim ögrenmek için ayrilirlar, yillarca onlardan uzaklarda zor sartlar altinda yasarlardi.

Seyyid Abdulkadir’in de küçük yasta içine ögrenme arzusu düsmüs, bunun çarelerini aramaya baslamisti.
Sonunda dayanamadi, annesine gelerek;

-Annecigim, ilim ögrenmek için Bagdat’a gitmek istiyorum…dedi.

Annesi ise;

-Senden ayrilmaya gönlüm razi olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alikoymak istemem.

Annesi Abdulkadir için yol hazirliklari yapti. En sonunda da ogluna lazim olur diyerek, 40 altini kaybetmemesi için bir kese içinde yeleginin koltuk altina dikti.
Sonra oglunun gözlerinin içine bakarak söyle dedi;

– Sana son olarak nasihatim sudur ki, eger beni ve Allah’i memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, dogruluktan ayrilma. Allah her zaman ve her yerde dogrularin yardimcisidir.

Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve aglayarak elini öptü. Bagdat’a giden bir kervana katilarak yola çikti.

Hemedan yakinlarinda dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bagrisma koptu. Eskiyalar kervana saldirmislardi. Bir anda bütün sandiklar yere yikildi, esyalar yagma edilmeye baslandi. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini aliyorlardi. Eskiyalardan biri de Abdulkadir’in yanina geldi.

Onun fakir haline bakarak saka olsun diye;

-Söyle bakalim senin neyin var fakir çocuk?

Abdulkadir;

-Yalniz 40 altinim var, diye cevap verdi.

Haydut önce sasirdi sonra gülmeye basladi.

Inanamadi ve tekrar sordu;

-Dogru mu söylüyorsun?

Abdulkadir:

-Evet, dogru söylüyorum, 40 altinim var.

Eskiya meraklandi. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü. Durumu reislerine anlatti.

Haydutlarin basi;

-Senin 40 altinin varmis, dogru mu bu?

Abdulkadir;

-Evet dogru.

Reis;

-Söyle bakalim. Onu nereye sakladin?

Abdulkadir;

-Hirkamin içinde koltugumun altinda sakli.

Bunun üzerine haydutlar hirkasinin içinde, koltugunun altinda sakli bulunan 40 altini bularak reislerine verdiler. Herkes çok sasirmisti.

Reis hayretle sordu;

-Peki evladim, sen niçin üzerinde altin oldugunu söyledin? Eger bize söylemeseydin onlari bulamazdik.

Abdulkadir;

-Ben annemden ayrilirken, asla yalan söylemeyecegime dair söz vermistim. Arkadasiniz senin bir seyin var mi diye sorunca, altinlarim oldugunu söyledim. 40 altin için verdigim sözden dönecegimi mi zannediyorsunuz?

Bu sözleri duyan haydutlarin reisi çok sasirdi ve derin bir düsünceye daldi. Sonra etrafindakilere dönerek;

-Yaziklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadik. Bu çocuk annesine verdigi sözünden dönmemek için her seyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdigimiz halde, hiçbir zaman verdigimiz sözlerde durmadik. O’nun yapma dediklerini yaptik yarin Allah’in huzuruna çiktigimizda halimiz nice olacak?

Sonra söyle devam etti:

-Sizler sahit olun. Suanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.
Simdiye kadar yaptigim bütün günahlarim için pisman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmedigi isleri yapmayacagim.

Reislerine çok bagli olan haydutlar hep bir agizdan;

-Reisimiz, biz senden ayrilmayiz.
Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pisman olup tövbe ettiler.

Kervandaki insanlardan ne aldilarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarina söz verdiler.

Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bagdat’a ulasti.
Orada ilim tahsiliyle mesgul oldu.
Kisa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu.

Binlerce insanin Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarina vesile oldu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın