Maruf

HELAL YOLLA EV SATIN ALABİLMEK!

Günümüzde konut ihtiyacı en önemli gider kalemlerinden biri olmaya devam etmekte. Kira veya ev kredisi taksitlerini bir ömür ödeyen çok sayıda insanımızın olduğu maalesef bir gerçek. Dini hassasiyetleriden dolayı faizli yöntemlere başvurmadığı için ömür boyu kiracı olarak yaşayan ve gelirinin önemli bir kısmını kiraya ödeyen mütedeyyin insanlar ise islamî bir yöntemin özlemi içindedirler. Zira günümüzde sayıları giderek artan İslami Bankaların, MURABAHA yoluyla ev satın alma imkanı sunmasına rağmen birçok dindar insanın gönül rahatlığı ile bu yöntemle ev aldıklarını söylemek çok zor. Bundan mütevellid sürekli daha İslami bir konut edindirme yöntem arayışı var olagelmiştir. Bu meyanda öne çıkan yöntemlerden biri de Eminevim yöntemidir.

Doksanlı yılların başında Eminotomotiv adı altında faaliyet gösteren bir ticari oluşum “altın günü” mantığı ile binlerce insanın HELAL yolla taşıt ihtiyacını karşılamış ve 2005 yılında da konut sektörüne girmiştir. Eminevim adıyla faaliyetlere başlayan bu şirket, faize bulaşmak istemeyen binlerce kişinin ev sahibi olmasına vesile olmuştur. Müşterilerinin artmasına bağlı olarak Eminevim sistemini geliştiren ve çeşitlendiren şirket, günümüzde üç yolla konut edindirmektedir: ÇEKİLİŞLİ SİSTEM,  VADE ORTASI SİSTEMİ ve PEŞİNATLI SİSTEM.

Daha önce birçok kişinin bu yolla mülk edinmesine vesile olmuş hatta teşvik etmiş biri olmama rağmen adı geçen şirketin sistemini, müşterilerin taleplerine bağlı olarak zaman içinde farklılaştırdığı ve maalesef son yıllarda İslamî kural ve ilkelerin sınırlarını zorladığını görmekteyim. Son 5 yıldır İlahiyat Fakültesi’nde verdiğim İslam Ekonomisi derslerinde meseleyi enine boyuna tahlil etmeye ve sorunlu gibi görünen bazı uygulamalarının izahını yapmaya dönük araştırma ve yetkililer ile yapılan görüşmelerde, maalesef şüpheleri ortadan kaldıracak tatmin edici cevaplar alamadığımızı ifade etmek istiyorum. Özellikle VADE ORTASI ve ÇEKİLİŞLİ denen yöntemlerin fikhî açıdan sorunlu olduğu kanaatindeyim. 2015 yılında Konya’da yapılan II. Uluslararası İslam Ticaret Kongresi sonuç bildirgesinde de aynı noktaya işaret edildiğini ve bu yöntemlerde ciddi şüphelerin var olduğu yönündeki tespitleri burada bir kez daha ifade etmek isterim.

Eminevim’in klasik yöntemi olan kur’a (çekilişli) yöntemine göre 60 kişinin kayıt yaptırdığı bir grupta her ay bir kişiye ev satın alınır ve kendisine ev satin alınan kişi de ev satın alınmamış diğer kişilere kira yardımında bulunurdu. Bu yöntem, bazı İslam hukukçuları karşı çıksa da genel olarak CAİZ görülmüştü.

Ancak günümüzde uygulanan ÇEKİLİŞLİ yöntemde ise ilk 30 ay kura ile birer kişiye (toplam 30 kişiye) ev satın alınmakta ve 31. ayda ise henüz ev satın alınmayan diğer tüm katılımcılara ev satın alınmakta ve herkesten kira yardımı alınmaya devam edilmektedir. Bu ise artık şirketin aktif bir katılımcı gibi parasını sisteme dahil edip ondan para kazanması anlamına gelmektedir. Bu uygulama kanaatimizde CAİZ DEĞİLDİR. Çünkü şirket, satın almak için kullandığı 30 evin bedeli karşılığında, “kira yardımı” adı altında olsa da katılımcılardan fazladan para almaktadır. Zira herkes kiradan kurtulduğu halde şirkete ödenen paraya “kira yardımı” denilmesi doğru olmayıp bu şekilde isimlendirilmesi de hakikate uygun düşmemektedir. Gruplar şeklinde sistem oluşturulduğu halde, ödenen kira yardımlarının diğer grupta henüz ev satın alınmamış kişilere aktarıldığını iddia etmek hem sistemin söylendiği gibi işlemediğini itiraf etmek hem de şirketin bu paraları söylemek istemese de kendi öz sermayesine aktardığını kabul etmesi demektir.

Diğer bir yöntem olan VADE ORTASI SİSTEMDE ise 30. aya kadar herkes aidatını ödemekte ve 31. ayda herkese ev satın alınmaktadır. Buna göre şirket 30 ay toplanan paraları kullanmakta, daha sonraki 30 ayda da katılımcılar şirketin parasını kullanmaktadır. Burada şirket niçin 30 adet evin parasını ödeme yoluna gittiği sorusu akla gelmektedir? Yani şirketin bunda ne karı vardır? Kanaatimizce bunun iki sebebi olabilir:

1- Bu şekilde daha çok insanın sisteme dahil olmasını sağlayarak daha çok organizasyon ücreti almak (%5-7).
2- İlk 30 ayda toplanan paraları kullanmak.

Ancak ikinci sebebin şirket açısından çok karlı birşey olmadığı açıktır. Öyleyse şirket daha çok organizasyon ücreti ile kar elde etmektedir. Bu ise aslında karmaşık görünse de; şirketin ileride vereceği borç para için önceden fazla bir meblağı almasından ibaret gibi görünmektedir. Zira burada şiket, sadece para toplayan ve dağıtan bir banka gibi faaliyet göstermektedir. Belki evden bahsediliyor olması veya gerçekten ev satın alıyor olması, şirketi yapmış olduğu organizasyondan dolayı yani emeğinin karşılı olarak hak ettiği bir meblağı alan değil, paradan para kazanan bir banka durumuna düşürmektedir. Yani şirket kendi öz sermayesini koyduğu müddetçe paradan para kazanmış olmaktadır ve KANAATİMİZCE CAİZ DEĞİLDİR.

Sonuç olarak, bu sistemin caiz olabilmesi için; şu kırmızı çizgilere dikkat etmesi gerekmektedir: 1-Eminevimin şirketinin kendi öz sermayesini sisteme dahil etmemesi, 2- Organizasyonu sadece belirtilen gerçek katılımcılarla sınırlı tutması ve 3- Karlılığınınısadece organizasyon hizmetleri karşılığında aldığı makul bir oranla sağlaması gerekmektedir. Şayet şirket yetkilileri veya üçüncü şahıslar bizim bilmediğimiz ve bu muamelelerin hükmünü etkileyecek noktaları bizimle paylaşırlarsa bunu hemen kamu oyuyla paylaşmaktan  memnun olacağımızı ifade etmek isteriz. Selam ve dua ile..

(2015 Uluslararası İslam Ticaret Kongresi’nde konuyla ilgili sunulan tebliğ ve müzakeresi için bakınız…)

http://islamticarethukuku.org/3-oturum-gunumuz-konut-ve-tas…

http://islamticarethukuku.org/3-oturum-gunumuz-konut-ve-tas…

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın