Maruf

Gel de Minnettâr Olma!

Adem Polat

Adem Polat

Gel de Minnettâr Olma!
Yüce Rabbimiz, ecdadımızdan razı olsun. Cennet misali bir vatanı canları pahasına bizlere emanet bırakıp gittiler. Gittikleri yerde ruhları şad olsun. Öyle bir ülke bıraktılar ki bizlere, dünyada nice ülke güzel yurdumuzun yanından bile geçebilecek imkân, coğrafya, iklim ve yaşanabilirliğe sahip değil.
Şimdi birkaç ülkeden örnekler vermek istiyorum. Bu misallerle güzel yurdumun ne denli muazzam bir coğrafya olduğu daha rahat anlaşılacaktır.
Örnek 1) Japonya:
* 4 büyük, 3900 küçük adadan oluşan ülkede 200’den fazla yanardağ halen aktif durumda. Depremler sık ve yaygın olarak görülüyor. Yani adamlar her dakika sallanıyorlar. Yılda ortalama 1500 deprem. Ve her üç yılda bir yıkıcı depremler meydana gelmektedir. Mesela; 1923 yılında meydana gelen bir depremde 143.000 kişi ölmüş. Tabi sonraları teknolojik imkanlarla alınan tedbirler, ölüm sayılarını çok çok azaltmış.
* Topraklarının yalnızca % 13’ü tarıma elverişli durumda. Buna rağmen dünyanın en çok tarımsal ürün ithal eden ülkelerden birisi.
* Tarımsal alanda geliştirdikleri ekim yöntemleriyle dar alanlarda ülke ihtiyacının yarı sebze ve meyve üretimini karşılamaktadırlar.
* Hatta bazı tarım ürünleri toprak olmaksızın su içinde “hidrofonik yöntemle” üretilir.
* Ülke nüfusunun %79’u şehirsel nüfustan oluşmakta. Zaten topraklarının % 70’i yerleşime uygun değil.
* Tüm yaşam engellerine rağmen sağlık sektöründe yapmış oldukları politikalarla ortalama yaşam sürelerini kadınlarda 84, erkeklerde 77’ye çıkarabilmiş bir ülke.
* Ham maddelerin %90’dan fazlasını ithal etmektedir. Fakat gelişmiş teknolojisiyle bir üretim devi olan Japonya, ticarette ABD ve Almanya’dan sonra dünya üçüncüsü.
* Ülkenin kara yollarının toplam uzunluğu, Fransa ve İngiltere’nin iki katı, ABD’dekinin ise 4,5 katıdır.Yani çok gelişmiş bir ulaşım ağına sahiptir.
* II. Dünya savaşında Hiroşima ve Nagazaki şehirleri, atom bombasının etkisiyle çorak boş arazilere dönmüş, sanayi tesisleri, elektrik santralleri, tersaneler, ulaşım ağları yerle bir olmuştu. 40 sene gibi kısa bir sürede tüm kayıplarını telafi eden ülke, yeni ve güçlü bir ekonomik yapı kurmayı başarmış ve dünyanın en ileri teknolojilerinden biri olmuştur.
* 1980’de kıyıdan biraz açığa Rokko dağlarından getirilen moloz ve taşlar doldurulmuş ve bir liman adası oluşturulmuş, “Suma Yeni Şehri” adıyla bir şehir kurulmuştur. Buna ileveten buraya yeni bir havalimanı inşa edilmiştir.

Şimdi gelelim ikinci örneğimize;
Örnek 2) Hollanda:
* Ülke topraklarının % 25’i denizden kazanılmıştır. Geçen yüzyılda şimdiki Zeeland eyaletini meydana getiren adaların etrafına set çekilmesi sonucu oluşturulmuştur. “Polder” adı verilen bu alanlar oldukça pahalı maliyetlerle yapılan setlerle korunmaya çalışılmaktadır.
* Ülke topraklarının % 40’ı deniz seviyesinin altındadır. Bu yüzden Hollanda’ya “Nedderland” (alçak memleketler) denmektedir.
* Ülkede sisli ve bulutlu gün sayısı çok, güneşli ve açık gün sayısı ise oldukça azdır.
* Bu kadar toprak yoksunu ve denizi doldurarak toprak kazanmaya çalışan bir ülke tarım ürünleri ihracatında dünya birincisi. Sera sebzesi üretiminde dünyada ilk sıradadır.
* Sadece lale ihracatı bile on milyar dolar. İnek sütünden elde ettiği gelir ise 10 milyar doların üzerindedir.
* Engebeli arazisi yok denecek kadar azdır.

Örnek 3) İtalya- Viganella köyü:
* İtalya’nın Viganella köyü dağ yamacında ya da düzlükte değil, bir vadinin içe doğru uzanan kuytusunda yer alır. Hem de hiç gün ışığını görmeyen kör bir noktada. 11 kasımdan 2 şubata kadar yılın 3 ayı neredeyse hiç gün ışığı almamaktadır.
* Akıl bu ya! O kör noktada konaklayan köylüler, 1000 avro maliyetli 8×5 ebadında dev bir aynayı köyün karşısında bir tepeye yerleştirmişler. Bir bilgisayara bağlı olan bu ayna, güneşin gün ve mevsim içindeki hareketlerine göre otomatik olarak gün ışığını en uygun açıdan köye yansıtmakta kullanılmıştır.

Hasılı; örnekleri uzatmak mümkündür. Bir yanda toprağı olmayan ve denizi doldurarak kendine toprak edinmek için yırtınanlara, bir yanda da her karışı şühedâ fışkıran ve mümbit topraklarıyla güzel ülkemi seyrân edip;
Bir yanda gece gündüz depremlerle sallanarak yaşama çabasında olan milletlere, diğer yanda sağ ve selamet yurdu olan vatanıma bakarak;
Bir yanda güneşin nurundan nasipsiz olup ayna yardımıyla sûni gün ışığı sağlamaya çalışan, diğer yanda da her daim gülen yüzünü gösteren güneşin sevgilisi ülkeme bakıp;

Haykırasım geliyor! Ey dostlar, ey yârenler, ey kardeşler, ey vatanımın güzel insanları! Haydi şu güzel vatanı bize ihsan ettiği için Yüce Rabbimize hamd ve şükür; canları pahasına güzel vatanımızı bize emanet bırakan ecdadımıza duâ edelim. Onların mukaddes davasına sahip çıkalım. Onlara layık evlatlar olalım. Kadir kıymet bilelim. Hıyanetlikten sakınalım. Nimetlerin sorumluluğunu idrak edelim. İsyanla, vefâsızlıkla, umursamazlıkla, hoyratça davranmakla kendimize yazık ederiz. Evlatlarımıza, neslimize yazık ederiz. İki cihana yazık ederiz. Kulluğumuza yazık ederiz. Yüce mevlâm, bahşettiği güzel nimetlerden bizleri ve evlatlarımızı mahrum eylemesin! Akleden, fikreden, zikreden, şükreden bahtiyarlardan kılsın. Âmin!
Adem POLAT 30.05.15 Balıkesir

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın