Maruf

En değerli amel hangisi acaba?

İnsanoğlu gerçekten bilmediği hakkında önyargı besler mi? Hemen cevap vereyim isterseniz. –Bilmiyorum. Yalnız etrafımda bilmediği bir konuya önyargılı bir tutum sergileyen çok insan tanıdım.
Sakin olup, öğrenmeye çalışmaktan, bizi hemen uçuruma götürecek gibi korkabiliyoruz. Ön kabullerimiz bizi hakikati bulmaktan uzaklaştırabiliyor. Daha da ilginci; çok zaman bu ön kabuller, kulaktan dolma bilgiler olabiliyor.
Etrafımda sorulduğunda, kendisini Müslüman olarak kabul eden, peygamberimize inanan, onu çok sevdiğini söyleyen, onun gibi yaşamanın güzel olduğunu kabul eden birçok hanımefendi ve beyefendinin onun bazı tavsiyelerine sıra gelince; birden yüzünün renginin değiştiğine şâhit olmuşumdur.
Konuştuğumda, kendilerine dayatılmış olan bazı sapkın öğretilerin onları kuşattığını gördüm. Gördüm ki, onlar ön kabullerinin esiri olmuşlar. Hem de öyle bir esir ki, kendi sevdikleri peygamberlerinin yaşadığı, uygulamış olduğu, tavsiye ettiği bazı ibadetleri reddedecek kadar!.
Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri olan “hû” ismini hakaretamiz bir üslûpla alay ve aşağılama ifadesi olarak kullanacak kadar!.
“Huhu’cular” tabirini ben ilk kez camide namaz kılanlardan duydum.
Sordum hemen: “-Hacı Efendi, kim o huhu’cu dediğin kimseler?”
“-Vallahi hocam, televizyonda sallananlar var ya!” diye gayet ciddiyetsiz bir cevap aldım.
“-Onlara neden “huhu’cular” dedin?”
“-Herkes diyor hocam, bir ben mi diyorum.”
“-Peki “Hû” ne demek ki?!
“-Ne bileyim.” Dercesine yüzüme boş ve anlamsız bakışlar…
“-Sence zikretmek kötü mü? İyi mi?”
“-Zikretmek iyi ama sallanmak kötü(!)”
“-Sen Kur’ân okuyan hafızları gördün değil mi? Ee onlar sallanıyor, ona ne diyeceksin?
Yine anlamsız bakışlar… Bir zihin tutulması… Dil tutulması… Gönül tutulması…
Zikirle kendine mesafe koyanlar! Zikre alışamayanlar! Zikre yan bakanlar! Zikirden nasipsizler! Sizlere peygamberinizin ve peygamberimizin İslam peygamberi (s.a.v.)’in zikre dair düşülmüş notunu aktarıyorum. Nasiplenmek temennisiyle…
بِخَيْرِ أَعْمَالِكُم ، وأَزْكَاهَا عِند مليكِكم ، وأَرْفعِها في دَرجاتِكم ، وخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ إِنْفَاق الذَّهَبِ والفضَّةِ ، وخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقوْا عدُوَّكم ، فَتَضربُوا أَعْنَاقَهُم ، ويضرِبوا أَعْنَاقكُم؟» قالوا : بلَى ، قال:« ذِكُر اللَّهِ تَعالى » . رواهُ الترمذي ، قالَ الحاكمُ أَبو عبد اللَّهِ : إِسناده صحيح .
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına:
– “Size en hayırlı, Allah katında en değerli, derecenizi en fazla yükseltecek, sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi? diye sordu. Onlar da:
– Evet, söyle dediler. Resûl-i Ekrem de:
– “Allah Teâlâ’yı zikretmektir.” buyurdu. (Tirmizî, Daavât 6. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 53.)
Âdem POLAT
17.12.2013 / YILDIRIM

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın