Maruf

El Emeği, Alın Teri ve Helal Kazanç

Adem Polat

Adem Polat

EL EMEĞİ, ALIN TERİ VE HELAL KAZANÇ

Allah-u Teâlâ, bu fâni dünyanın üzerinde ve derinliklerinde herkese yetecek kadar nimetler ihsan etmiştir. Her ferdin ve canlının, nimetlerle donatılmış bu sofradan nasibini almaya hakkı vardır.
Nasibi arayan ve kovalayan herkes Allah’ın takdir ettiği oranda rızkına nail olur ki; bu rızkı Allah-u Teâlâ bizzat üzerine almıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:
وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا
“Yerde rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir debelenen (canlı ) yoktur.” (Hud, 11/6.)

Sevgili Peygamberimiz: “Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yemiş değildir.” (Buhari, Bûyû, 15.)
Yine kendisine en temiz kazancın ne olduğu sorulduğunda “Kişinin kendi elinin emeği, bir de dürüst ticaretin kazancı.” (Müsned, IV, 141.) cevabını vermiştir.
Bir defasında Resulullah Tebük Seferi dönüşünde Sa’d b. Muaz ile karşılaşıp tokalaşmış, ellerinin nasırlanmış olduğunu görünce bunun sebebini sormuş ve o da “Çoluk çocuğumun nafakasını temin için hurma bahçemde çalışıyorum.” cevabını verince Hz. Peygamber Sa’d b. Muaz’ın elini öpmüş ve “İşte bu eller Allah’ın sevdiği ellerdir.” buyurmuştur. (DİA İlmihali, II, 409.)
Kur’an-ı Kerim’de:
لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبُواْ وَلِلنِّسَاء نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبْنَ
“Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır.” (Nisa, 4/32.) buyrularak emeğin önemi vurgulanmaktadır. Kur’ân’ın bir başka ayetinde de:
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
“İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm, 53/39.) buyrulmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Muhakkak sizden birinizin sırtında odun toplaması, her hangi bir kimseden dilenmesinden hayırlıdır.” (Buhari, Bûyû, 15.)

Nitekim Peygamber’in de hazır bulunduğu bir yerde güçlü-kuvvetli birisi erkenden kalmış elinde kazma kürek çalışıyordu. Ashaptan bazıları: “Ya Resulallah ne olurdu şu genç burada sohbette bulunsa da Allah yolunda mesai sarf etmiş olsa dediler. Resulullah bunun üzerine şöyle buyurdu: “Böyle söylemeyin, eğer bu genç insanlara el açmamak, onlardan müstağni olmak, çoluk-çocuğunun nafakasını kazanmak için çalışıyorsa Allah yolundadır. Yaşlı ve zayıf düşmüş anne ve babasına yardımcı olmak, onların ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa Allah yolundadır.” (Beyhaki, Sünen, VII, 479.)

Ensardan biri Peygamber Efendimize (s.a.v.) gelip kendisinden dilendi. Peygamber Efendimiz o kişiye: “-Evinde bir şey yok mudur? diye sordu. Adam: “-Evet bir hasır ve bir de su kabımız vardır.” dedi. Resulullah: “-Git onları bana getir.” Dedi. Onları getirince iki dirheme satmış. Dirhemleri de adama vererek dedi ki: “-Bir dirhemle çocuklarına yiyecek al, diğer dirhemle de bir balta satın al ve bana getir.” Adam baltayı getirince peygamber baltaya bir sap taktıktan sonra adama: “-Al götür onunla odun kes sat, geçimini sağla, seni on beş güne kadar görmeyeyim.” buyurdu.
Adam da gidip odunculuk yapmaya başladı ve peygamberin yanına on dirhem kazanmış olarak döndü. Peygamber Efendimiz adama: “Bu senin için, yüzünde dilencilik lekesi olduğu halde yanımıza gelmekten daha iyidir.” (İbn Mace, Ticaret, 25.) buyurdular.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Helalinden kazanan kimse Allah’ın sevgili kuludur.” (Acluni, Keşfü’l-Hafa, I, 349.)
Kur’an ayetlerinde;
يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
“Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yeyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.” (Bakara, 2/168.)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُحَرِّمُواْ طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللّهُ لَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ {87} وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ حَلاَلاً طَيِّباً وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِيَ أَنتُم بِهِ مُؤْمِنُونَ
“Ey inananlar, Allâh’ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri harâm etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allâh, sınırı aşanları sevmez. Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’tan korkun.” (Maide, 5/87-88.)
Hz. Peygamber de Zekeriya (a.s.)’ın marangoz olduğuna, Davud (a.s.)’ın da el emeğiyle geçindiğine değindikten sonra alın teri ile helal yoldan rızık temin etmenin kıymetine işaretle şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir.” (Buhari, Bûyû, 15.)
İslam dini meşru çerçevede kalmak koşulu ile rızkın peşine gitmeyi emrettiği gibi emeksiz kazanç demek olan faiz, hırsızlık, gasp, rüşvet, ölçü ve tartıda hile ve kumar vb. haram kılınmış, içki alım-satımı gibi haramın işlenmesine yardımcı olunarak gelir elde edilmesi de yasaklanmıştır.

Cenab-ı Mevlâ cümlemizi, bu dünyanın geçici ve aldatıcı zevklerine dalmaktan berî eylesin. Rabbimizin helal saydığı daire içerisinde rızıklanmayı ve evlatlarımıza da helalinden yedirebilmeyi nasip etsin!
Âdem POLAT
03.03.2015/ BALIKESİR

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın