Maruf

Dünyalığı değil ahireti isteyin

Adem Polat

Adem Polat

Dünyalığı değil ahireti isteyin

Mus’Ab bin Umeyr, Kureyş’in asil ve zengin bir ailesine mensuptu. Putların fayda ve zarar veremeyeceğini bilir ve onlara tapmazdı. Güzel yüzlü ve zengin biriydi. Mekke halkı ona gıpta ile bakarlardı. Kendini büyük bir boşluk içinde hissediyordu. İslam’ın ilk günlerinde Müslümanların bir araya gelerek, ilmi çalışmalar yaptığı Erkam’ın evine gitmiş ve Efendimizi görür görmez de Müslüman olmuştu.

İslamiyeti kabul ettikten sonra hayatı değişti ve artık eski servetinden eser kalmadı. Ailesi tarafından büyük işkencelere maruz kaldı. Aile onu dinden döndürmek için, evlerindeki bir mahzene hapsettiler ve günlerce aç susuz bıraktılar. Fakat Mus’ab bu ağır işkencelere rağmen sabırla inandığı dinden vazgeçmedi, her seferinde “La ilahe illallah” dedi ve inancından hiç taviz vermedi.

İşkenceler iyice artmıştı ama Mus’ab direniyordu. Hazreti Peygamber, onun Habeşistan’a hicretine izin verdi. Mus’ab buraya hicret etti ve bir süre burada kaldı. Daha sonra geri döndü ve Hazreti Peygamberin yanına geldi. Hazreti Ali Mus’ab’ın gelişini şöyle anlatır: Resulullah ile oturuyorduk bu sırada Mus’ab bin Umeyr geldi, üzerinde yamalı bir elbiseden başka giyeceği yoktu. Resulullah onun bu halini görünce mübarek gözleri yaşla doldu; “Kalbini Allah’ü Teala’nın nurlandırdığı şu kimseye bakın! Anne ve babası onu en iyi yiyecek ve içeceklerle besliyorlardı. Allah için bunların hepsini terk etti. Allah ve Resulü’nün sevgisi onu gördüğünüz hale getirmiştir” buyurdu.

İlk öğretmen
Birinci Akabe Biati’nde Müslüman olan Medineliler Resulullah’a; “Ya Resulullah, Müslümanların sayısı gittikçe artıyor. Halkı Allah’ın kitabına davet edecek, Kur’an’ı okuyacak, İslam dinini anlatacak, İslam’ın sünneti ve emirlerini aramızda ikame edecek, yerleştirecek, namazlarımızda bize imamlık yapacak bir kimse gönder” diye mektup yazdılar. Bunun üzerine, Efendimiz, Mus’ab bin Ümeyr’i Medine’ye gönderdi ve ona Medinelilere İslamiyetin emir ve yasaklarını öğretmesini ve namazlarını kıldırmasını emretti. Mus’ab kısa zamanda Medine’ye vardı. Orada kendisini büyük bir sevinçle karşıladılar. Esad bin Zürare’nin evine yerleşti. Ev sahibi, Medineli ilk Müslümanlardandı. Orada insanlara dinlerini öğretmeye başladı.

Mus’ab’ın da gayretleriyle İslamiyet kısa sürede Medine’de yayıldı. Artık İslamiyet her eve girmiş ve iman etmeyen kalmamıştı.

Mus’ab, Esad bin Zürare’nin evinde Kur’an öğretiyor ve İslam’ın temel esaslarını anlatıyordu. O dönem Medine’de bulunan kabile reislerinden Sad bin Muaz ve Useyd bin Hudayr henüz Müslüman olmamıştı. Bir gün Mus’ab etrafındaki insanlara dini anlatıyordu. Bu sırada Evs Kabilesi’nin reislerinden olan Useyd, elinde mızrağı olduğu halde hiddetli bir şekilde geldi ve şöyle dedi:

-Sözümü dinle, Siz bize niçin geldiniz insanları aldatıyorsunuz. Hayatınızdan olmak istemiyorsanız buradan derhal ayrılın!

Onu öfkeli bir şekilde gören Mus’ab:

“Hele biraz otur, sözümü dinle. Maksadımızı anla, beğenirsen kabul edersin yoksa engel olursun” diyerek yumuşak bir şekilde cevap verdi. Sonra adam mızrağını koyarak oturdu. Mus’ab ona İslamiyet’i anlattı ve Kur’an’ı okudu. Adam bu ne kadar güzel bir sözdür dedi, sonra bu dine girmek için ne yapmalı diye sordu.

Bunun üzerine Mus’ab ona, Kelime-i Şahadet’i öğretti ve Üseyd orada Müslüman oldu. Daha sonra ben gidip arkadaşlarıma da bunu tebliğ yapayım dedi ve Evs Kabilesi’nin reisi Sad bin Muaz’ın kabilesinin yanına gitti ve Müslüman olduğunu söyledi. Bunun üzerine Sad şaşırmıştı ve Mus’ab’ın yanına koştu. Öfkeli bir vaziyette konuşmaya başladı. Mus’ab bin Umeyr yine sakin bir ses tonuyla dini anlattı. O da konuşulanları dinledi ve orada Müslüman oldu ve kavmine gitti ve onlara şöyle dedi:

“Ey kavmim beni nasıl bilirsiniz?

-Sen bizim büyüğümüzsün dediler. Öyle ise Allah ve Resulü’ne iman etmelisiniz, iman etmedikçe erkek ve kadınlarınızla konuşmak bana haram olsun dedi. Bunun üzerine kavmindeki bütün insanlar iman ettiler.

Mus’ab bin Umeyr’in gayretleriyle İslamiyet Medine’de hızla yayıldı. Artık İslamiyet her eve girmişti ve Ensar, Hazreti Peygamberin iznini alarak, Sad bin Hayseme’nin evinde ilk defa Cuma namazını kıldılar.

Mus’ab bin Ümeyr, Müslüman olan Medineli Müslümanlar ile İkinci Akabe Biati’nde bulundu. Bedir Savaşı’nda sancaktar olup büyük kahramanlık gösterdi. Suveyd bin Harmale ile birlikte Abduddaroğulları’ndan Bedir Savaşı’na katılan iki kişiden biri idi.

Mus’ab bin Ümeyr, Uhud’da sancağı taşıdı, savaşta Hazreti Peygamberin yanından hiç ayrılmadı ve saldırılara karşı koydu. Müşrik ordusundan bir adam Peygamberimize saldırırken Mus’ab Bin Umeyr onun karışına çıktı. Bu müşrik bir kılıç darbesiyle Mus’ab bin Umeyr’in sağ kolunu kesti. Bunun üzerine sancağı diğer eline aldı. Mus’ab o sırada; “Muhabbet ancak Resul’dür, ondan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiştir” mealindeki ayeti okuyordu. İkinci darbe ile sol kolu da kesilince sancağı kesik kollarıyla tutup göğsüne bastırdı ve yine aynı ayeti okudu. Bu durumda dahi kendini Efendimize siper yapan Mus’ab, üzerine hücum eden İbn-i Kamia’nın vücuduna sapladığı mızrak ile şehit oldu.

Resûlullah Efendimiz, Mus’ab bin Umeyr’i şehit olmuş görünce, başı ucuna gelerek Ahzâb suresinden: “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehit oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehit olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler” mealindeki ayet-i kerimeyi okudu ve sonra şöyle buyurdu:

-Allah’ın Resûlü de şâhittir ki, siz kıyâmet günü Allah’ın huzûrunda şehit olarak haşrolunacaksınız. Selâm vereceklerdir. Daha sonra yanındakilere dönüp;

-Bunları ziyâret ediniz. Kendilerine selâm veriniz. Allahü Teâlâ’ya yemin ederim ki, kim bunlara bu dünyada selâm verirse, kıyamette bu aziz şehitler kendilerine mukabil selâm vereceklerdir, buyurdu.

Mus’ab bin Umeyr’e kefen olarak bir şey bulunamamıştı. Mekke’nin en zengin iki ailesinden birinin çocuğu olan Mus’ab bin Umeyr’in örtünecek kefeni yoktu. Vücudu kaftanı ile ve ayak tarafı da otlarla örtülmek suretiyle defnedildi.

YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın