Maruf

Devlete Başkaldırı (Bağy) Suçu ve Cezası

Devlete Başkaldırı (Bağy) Suçu ve Cezası

SORU: Devlete başkaldırı hangi durumlarda dinî bir suç sayılır? Bu suç için İslam Hukuku’nda öngörülmüş bir ceza var mıdır?

CEVAP: Siyasi otoriteye başkaldırı siyasi olduğu kadar dini mahiyeti de olan bir suçtur. Naslarda ve fıkıh literatüründe “bağy” olarak isimlendirilen devlete isyan suçunun sınırları, şartları ve cezası klasik kaynaklarımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Aşağıda sıralayacağımız şartların olması halinde devlete baş kaldırı; içki içmek, zina etmek gibi hem dünyevi hem de uhrevi cezayı gerektiren bir mahiyet arzeder. Siyasi otoriteye karşı ayaklanma suçunun oluşması için lâzım gelen şartlar konusunda mezhepler farklı görüşler ileri sürmüşlerse de, genel kabul görmüş 3 şartı vardır:

1- İsyanın meşrû bir devlet başkanına veya devlet düzenine karşı yapılmış olması: Devlet başkanının “adâlet” vasfına sahip olması gerekir. Adalet kelime olarak lügatte; doğruluk, zulüm ve haksızlıktan beri, İslam’ın öğretilerine bağlı olmak, sorumluluğunu yerine getirmek manalarına gelmektedir. Hukuki açıdan adalet; toplum içinde yaşayan insanların haklarına saygı göstererek, hakkın hak sahibine verilmesi demektir. Adil devlet başkanına itaat dinin bir emridir. Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadisinde: “Her kim bana itaat ederse, şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur ve her kim bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim imama (devlet reisi) itaat ederse şüphesiz bana itaat etmiş olur ve her kim imama isyan ederse bana isyan etmiş olur. ” (Buhârî, Ahkâm. I; İbn Mâce, Cihad, 39)

Hukukçuların çoğunluğuna göre bu niteliğe sahip olmayan kişinin devlet başkanı yapılmaması gerekir. Şayet daha sonra adaletten ayrılırsa, devlet başkanının değiştirilmesi gereklidir. Ancak hukukçular kan dökülmesine yol açacak ve daha büyük bir fitne doğuracak endişesiyle bu değişimin silâhla olması konusunda tereddütlü davranmışlardır. İslâm’ın ilk dönemlerindeki siyasî olayların, özellikle Sünnî hukukçuları fâsık halifenin güç kullanılarak değiştirilmesi konusunda ihtiyatlı olmaya sevkettiği görülmektedir.

2- Devlet başkanının görevden indirilmesi için kuvvet/şiddet kullanılması: Bir muhalefetin “bağy” olarak isimlendirilebilmesi için, muhaliflerin kuvvet/şiddet kullanmaları gerekmektedir. Şiddete başvurmayan sivil itaatsizlik, biattan kaçınmak veya pasip direnişler “bağy” olarak isimlendirilmezler. Mâlikîler’in dışındaki Sünnî mezhep âlimleri, bağy suçunun oluşması için kuvvete başvurulmuş olmasını şart koşmuşlardır.

3- Devlet başkanının değiştirilmesi veya meşrû emirlerinin uygulanmaması kasdının bulunması: Bu şartın önemi, böyle bir sebebe dayanmadan isyan edenlerin bâğī değil, yol kesici sayılmaları ve ona göre cezalandırılmalarıdır. Hâricîler böyle bir te’vile dayanarak isyan etmiş kabul edildiklerinden bâgī sayılmışlar ve buna göre haklarında hüküm verilmiştir.

Bağy suçu sabit olan isyancılarla savaşmak ve bu sırada onları öldürmek helâl kabul edilmiştir. Yalnız onların müslüman olduğu ve suçlarının siyasî bir suç teşkil ettiği gözden uzak tutulmamalıdır. Bunun sonucu olarak sadece zaruret halinde ve isyanı bastıracak ölçüde bir şiddete izin verilmiştir. Sadece isyanlarıyla ilgili olarak ta‘zir cezasına çarptırılırlar. Ebû Hanîfe ta‘zir olarak ölüm cezasının da verilebileceğini savunurken diğer hukukçulara göre ölüm cezası dışında bir ceza uygulanır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın