Maruf

Boko Haram Örgütü ve Kaçırılan Kızlar…

Adem Polat

Adem Polat

Boko Haram Örgütü ve Kaçırılan Kızlar…

Son yirmi yılda, Müslüman coğrafyaya yönelik bütün müdahaleler bölge ülkelerinin zaafları kullanılarak gerçekleştirildi. Aynı dönemde, Batılı ve Doğulu merkez güçlerin aynı bölgelere yönelik bütün müdahale ve operasyonlarında, terörü mücadele biçimi olarak kullanan bazı Müslüman örgütler gerekçe olarak kullanıldı.
Meşru amaçlar içeren bir mücadelenin gayri meşru yöntemlerle kirletilmesinin sayısız örneklerine tanık olduk. Haklı bir mücadele ile terörü ve gayri meşru yöntemleri öne çıkaranlar, merkezinde bulunduğumuz veya en azından ilgi gösterdiğimiz coğrafyaya çok ağır bedeller ödetti.
Sadece El Kaide üzerinden onlarca ülke iç savaşlarla, işgallerle, istikrarsızlıklarla boğuştu, boğuşuyor. Bu örgütler ve kullandıkları yöntemler, çok ağır ve kirli amaçlar için kamuflaj olarak kullanıldı. Örgütler de müdahil güçlere inanılmaz fırsatlar sundular.
Yüz yıldır yaşananlara duyduğumuz öfke ile, coğrafyaya yönelik müdahalelere çok ciddi reaksiyon gösterdik ama ne yazık ki bu örgütlerin kirli yöntemlerini o kadar başarı ve cesaretle sorgulamadık.
Kanlı eylemleri yeterince kınamadık, bunu yapanlara açık tavır almadık, bu itirazı kitleselleştiremedik. Kötülüklere karşı mücadele ederken, içimizde yer edinen kötülükleri dışarı atamadık.
Varolan, Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan yapıların, rejimlerin kitleleri, toplumları temsil etmediğini hatta onlara dışarıdan gelenlerden daha çok zulmettiğini bildiğimizden örgütlerin mücadelesine sempati duyduk.
İlkeli bir duruştan ziyade reaksiyon gösteren herkesi, içimize sinmese de, bu büyük mücadelenin bir parçası gördük, onları haklı göstermeye çalıştık. Böylece ülkelerimize yönelen kötülükle mücadele ederken içimizde başka kötülükler büyüttük.
Müslüman toplumların, aydınların, ülkelerin, bu örgütlerin yöntemleri üzerine derin sorgulamalar yapması gerekiyor. Söz konusu örgütlerin ya da organizasyonların bir çoğunun taşeron yapılar olduğunu, bir çoğunu çok iyi bildiğimiz ülkelerin istihbarat teşkilatlarının organize ettiğini, o ülkelerdeki kaynak savaşının tarafı olan devlet ve şirketler tarafından finanse edildiğini ortaya koymak gerekiyor. Din, mezhep ve etnik çatışmaların hemen hepsi benzer kirli organizasyonlardan besleniyor.
Sadece son yirmi yılda öyle çirkin örnekler gördük ki, bu örnekleri içimizden temizlemeden coğrafya için, insanlık için bir gelecek kurmamızın mümkün olmadığını bilmeliyiz.
Son örnek Nijerya’dan. Batılı eğitim sistemine karşı esaslı bir karşı çıkışa dayanan bir yapı zamanla ülkedeki Müslüman-Hristiyan savaşının parçası oluyor. Ardından petrol zengini ülkedeki kaynak savaşının parçası haline geliyor. İşte bunlar oluşunca da örgütün yapısı değişiyor, arkasındaki güçler farklılaşıyor, karşı durduğu güçler o örgütün arkasındaki güç haline geliyor.
Dünya günlerdir Boko Haram örgütünün kaçırdığı kızların akıbetini sorguluyor. Bu kızları köle olarak satacaklarını söyleyen örgüt temsilcisinin sözleri aslında nasıl bir savrulma yaşadıklarını da gözler önüne seriyor.
(Bu arada bir anekdot: Afrika’da eğitim sistemi üzerinden Batılı hayat tarzına yönelik mücadelenin köklü bir geçmişi var. Bu mücadele Boko Haram’ın yöntemleri gibi değil. Merak edenler Şeyh Hamidu Kan’ın Mahrem Macera adlı kitabını okuyabilir. Bir Afrikalı üzerinden tüm kıtanın trajik dönüşümünü anlatan çok güzel bir kitaptır bu.) (İbrahim KARAGÜL’ün köşe yazından…)

YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın