Maruf

Bir Öğretmenin “Hızır”la İmtihanı

Adem Polat

Adem Polat

Bir Öğretmenin “Hızır”la İmtihanı
Yaşarken karşılaştığımız tüm olaylar ve söylemler hayatımıza dair malumatlar içerir. Güzel şeyleri duydukça ve gördükçe sevinir, heyecanlanırız ve geleceğe dair ümidimiz ziyadeleşir. Fakat öyle şeyler duyarız, öyle şeylerle karşılaşırız ki şaşırmaktan, üzülmekten belki öfkelenmekten kendimizi alamayız ve dahası geleceğe dair haklı bir endişe sarıverir benliğimizi.
Efendim, geçenlerde –ismi lazım değil- İmam Hatip Lisesi’nde eğitim gören bir öğrenciyle konuştum. Derslerden konu açıldı doğal olarak. Dersleri nasıl işlediklerinden, neler öğrendiklerinden sual ettim, cevaplar aldım. Fakat aldığım muhtelif cevaplardan birisi az önce zikrettiğim üzücü hatta kahredici cinstendi. Bir meslek dersi öğretmeninden bahsetti kardeşimiz. İsmini bile hatırlamadığım bu meslek dersi hocası, tam bir dönem boyunca girdiği tüm derslerde öğrencilerine Hızır (a.s.)’ın olmadığını kanıtlamaya çalışmış. Hızır (a.s.)’a inanmanın şirk olduğu hükmüne inanan bu zat, tüm eforunu bu hayati dercede önemli(!) mesleye harcamış.
Hayır, hayır! Hızır’ın var olup-olmadığını tartışmayacağım. Beni asıl üzen ve yaralayan durum, koca bir dönemin ne denli çar-çur edilmesi meselesi.
“Hatip muhatabına göre hutbe irad eder.” Ancak bizim hatibin(!) muhatabından haberi yok maalesef. Gençlerin ahlakî yaşantıları nasıl? Dindarlık kimlikleri ne seviyede? Din konusundaki malûmat düzeyleri ne durumda?
Şayet bildiği, gördüğü halde böyleyse o, daha vahim bir durum . Onu hiç konuşmaya gerek yok zaten.
(Lütfen Allah’ın rızasına kendini adayan değerli genç kardeşlerim üzerlerine alınmasınlar!)
Ancak namazı sevmeyen, zikre değer vermeyen, ahlakî normlardan habersiz, kız-erkek ilişki seviyesi yerlerde olan, tesettür konusunda olgun ve nebevî duruştan yoksun bir gençlik var iken…
Kur’ân okumayı bilmeyen, temel itikad konularında bile oldukça yetersiz olan, ilmihal bilgisi olmayan, sünnet-i seniyyeden uzak bir gençlik ortada iken…
Hayata, dine, dünyaya, ahirete, aileye, anne-babaya bakışında ciddi problemleri malum bir geçlik var iken…
Sigaranın, uyuşturucunun ve daha nice kötü maddelerin tehlikeli kıskacında eriyen bir gençlik mevcut iken…
Nasıl olur da varlık imtihanı dini yaşamak ve yaşatmak olan bir ilim ehli, gamsız ve ilkesiz bir tavırla derslerinde egosunu tatmin etmekle uğraşır. Dönem boyunca girdiği derslerde öğrencilerinin gerçek haliyle ilgilenmez. Dertleriyle dertlenmez. Allah için bir hedef belirlemez. Onların kötü hallerden kurtulmaları için uğraşmaz. Nasıl olur da yüreğinde Allah adına bir dert, bir tasa gütmez!..
Kabul edelim ki, acı ama gerçekler var önümüzde. Teorik bir takım tartışmalarla gerçek din tesis edilemez. Sırça köşklerden fetva vererek hakiki imanın lezzetine erilemez. İlmi kutsarken irfânı parya kılarak sevgi hakim kılınamaz. Sevgisiz, muhabbetsiz bir din anlayışı soğuk kurallar manzûmesi anlamına gelir ki, o da temiz olan ancak temizleyemeyen bir vasfa sahip olur.
Allah’ım! Bizleri ve çocuklarımızı boş ve malayâni hallerden uzak eyle! Kendimizi Allah indinde temize çıkaracak, rıza makamına erdirecek hayırlı ameller işlemeye muvaffak eyle! Senin rızana ermek için sorumluluğumuzun bilincinde olma bahtiyarlığını nasip eyle! Ve Ey Nafi’ olan Allah’ım! Bizlere faydalı şeylerle meşgul olmayı nasip eyle!

Adem POLAT 10.04.2015 BURSA

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Mescid-i Aksa - 7 Ağustos 2017
Kurban’dan Notlar!.. - 7 Ağustos 2017
Kalp Medeniyeti - 12 Temmuz 2017
Kalbe Dokunmak - 17 Haziran 2017
Maruf mu, Münker mi? - 17 Haziran 2017
“maruf” ne demektir? - 13 Aralık 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın