Maruf

Bir başka mezhebi taklit etmek caiz midir?

SORU: Hocam, Hanefi mezhebine mensup biri olarak bazı durumlarda diğer mezheplerin görüşleriyle amel edebilir miyim? Mesela yolculukta namazların birleştirilmesi, diş dolgusu gibi konularda Şafii mezhebini taklit etmemin bir sakıncası var mıdır?
CEVAP: İdeal olan, tüm Müslümanların dinini usulüne göre Kur’an ve Sünnetteki delillerden çıkararak öğrenip uygulamasıdır. Yani müctehid olup kendi ictihadı ile amel etmesidir. Bu takdirde başka  bir mezhebi -zaruret dışında- uygulaması caiz değildir. Ancak kendi ictihadı (mezhebi) ile amel edebilecek usûl ve  bilgi  sahibi olmayan bir kişinin,  ehil olan bir başka kişinin (müctehidin) görüşüyle amel etmesi, yani onu taklit etmesi gerekir. Ancak her zaman tüm hayatı boyunca tek bir müctehide bağlı olarak dinini yaşaması da zorunlu bir şey değildir. Önemli olan dini konularda yetkin bir kişinin veya ekolün (mezhebin) görüşüne uygun olarak amel etmektir. Taklid eden kişi, ehlinden sadır olmuş görüşlerden yani “içtihadlardan”  hangisini uygularsa uygulasın dini vazifesini yerine getirmiş olur.  
Temelde, bir usül anlayışı çerçevesinde şekillenen bir mezhebe bağlı olarak dini yaşamak olsa da, bazı durumlarda bir başka mezhebin görüşlerinden de yararlanılması mümkün görülmüştür.  İslâm hukukçuları buna “telfik” demektedirler. Kendi mezhebinde çıkış yolu bulamayan bir kimsenin, o mevzuda diğer mezhebin içtihadına, görüşüne göre amel etmesi mümkündür. Fakat bunun keyfi ve nefisten gelen bir arzu ile olmaması gerekir. Bir zaruret ve maslahata göre yapılması şarttır. Bir meselede başka bir mezhebi taklit eden kimse şu hususlara dikkat etmelidir.

1- Bir ibadet veya muamele başka bir hak mezhebe göre taklit edilecekse, o ibadet veya muamelenin henüz yapılmamış olması gerekir.

Meselâ, Şâfiî mezhebine mensup olan bir kimse, namaza başlamadan önce hanımına eliyle dokunduğunu namazı kıldıktan sonra hatırlasa; sonra da, “Nasıl olsa abdestim Hanefi mezhebine göre tamamdır.” deyip o meselede Hanefi mezhebine tabi olsa, namazı sahih olmaz.

2- Taklit eden kimse, her mezhepten kolayına geleni seçip ona göre amel etme gibi bir yola girmemelidir. Bu durumda kişi bir konuda, farklı mezheplere göre birbirine zıt meseleleri birarada yapma sayılır ki, bu caiz değildir.

Meselâ, abdest alırken kişinin Hanefi mezhebine göre niyet etmese de abdesti tamamdır. Çünkü bu mezhebe göre niyet abdestin farzlarından değildir. Fakat bu kişinin aynı mezhebe göre başının dörtte birini meshetmesi lâzım gelirken, bu hususta Şâfiî mezhebine uyarak başının dörtte birinden azını meshederse, bu abdest tamamlanmış sayılmaz. Aynı şekilde Şafii olan bir erkeğin Hanefi mezhebini esas alarak anne-babasının iznini almadan (velisiz) evlendiği kıza, denk olması gerekir. Zira denklik yani kefâet, Hanefi mezhebinde nikahın yürürlük kazanması için (nefaz) şartdır. Denklik şartını taşımayan evliliği, kızın velisinin durdurma hakkı vardır.

Bununla beraber, her mezhebin azimete taalluk eden cihetlerini taklit etmek bir takva işidir. Meselâ, Hanefi mezhebine mensup bir insanın eli hanımına dokunacak olsa abdesti bozulmaz; fakat Şâfiîye göre bozulur. Bu insanın böyle bir meselede Şâfiî mezhebini taklit ederek abdestini tazelemesi bir azimettir, bir takva işidir. Yine Şâfiî mezhebine mensup olan bir insanın vücudunun herhangi bir yerinden kan çıktığında abdestini tazelemesi de, aynı şekilde azimete girer.

Sonuç olarak müctehid olmayan bir kişinin, kendi içinde tutarlılığı sağlayarak dinin ruhuna uygun hareket edebilmesi ancak bir mezhebin görüşüne bağlı kalarak mümkün olur. Bununla birlikte ehil bir kişinin yönlendirmesi (tercih-tahriç) ile bir başka mezhebin görüşü ile amel etmek (telfik) de caiz ve mümkündür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın