Maruf

HOŞ GELDİN EY RAMAZAN! HOŞGELDİN DE HOŞ BULDUN MU BİZİ?

HOŞ GELDİN EY RAMAZAN! HOŞGELDİN DE HOŞ BULDUN MU BİZİ?

RAMAZAN beş harften oluşan bir kelimedir (Arapçaya göre ): Râ (ra )- mim (ma) – dâd (z) – elif (â) – nûn (n). Râ harfi rahmet ve re’fet (şefkat)’ten gelir. Mîm harfi mücâzât (Bir şeyin karşılığını verme), muhabbet ve minnet(iyilik)’ten gelir. Dâd harfi sevâbi dımân etmekten, garanti altına almaktan gelir. Elif harfi ülfet ve kurbiyetten gelir. Nûn harfi ise nûr ve nevalden(cömertlik) gelir. Bu ayı hakkıyla tamamlar ve onda gerekli olan ibadetleri doğru bir şekilde yaparsanız bu sayılan şeyler de Hakk katından size gelir. Böyle yaparsanız dünyada iken kalplerinizle O’na yakınlaşır, kalplerinizi nurlandırırsınız. Hakk’ın cömertliğine, açık ve gizli nimetlerine nail olursunuz. Ahirette ise hiçbir gözün görmediği, kulağın duymadığı ve hiçbir beşerin kalbine gelmeyen nimetlere kavuşursunuz. “ diye anlatır Abdulkadir Geylâni (ks.).
Bu sene de Ramazan tüm bereketiyle sinesini açtı bize binlerce şükür. Ancak her günü, gecesi, saati altın kıymetinde itinayla korunması gereken kutlu ayımız, sahurlar, iftarlar, davetler, şenlikler arasında avucumuzdan hızla kayıyor sanki.

“Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde beş vakit namaz ile cuma, bir sonraki cumaya kadar ve Ramazan diğer Ramazan’a kadar, aralarında işlenen günahların bağışlanmasına vesiledir.” (Müslim , Taharet , 16) şeklindeki peygamber müjdesiyle bizim için büyük bir af ve mağfiret kapısı olan bir aylık zaman diliminde şöyle kamil manada nasûhî bir tevbe etmeye neredeyse vakit bulamıyoruz..

“Oruç cünnettir (sığınaktır/kalkandır)” buyuruyor Hz. Peygamber (as). Kalbimizi, ruhumuzu rahatsız edecek ve bizi mâlâyâniye götürecek her ne var ise etrafımızda, oruç sığınağı ile korunabilmeliyiz. Fırsatını bulmuşken Rabbimize ilticayı, muhabbeti, yakınlığımızı artırabilmek için gecelerinde kaim olup ihya olmayı gündüzünde kardeşliği, paylaşmayı, ağyardan geçerek Yâr’e yâren olmayı büyük bir kazanç olarak görebilmeliyiz. Zîra emre itaat, âmire itaat değil midir?

Ramazan orucunun emrolunduğu ayeti kerimede Kur’an-ı Azîm ile yanyana zikredilen bu ayda Kitab’ın muhatabı olan kula yakışan, orucunu Kur’an’ın lafzı, manası, yeri geldiğinde tefsiri ve Hz. Peygamber (sav)’in yaşantısı ve sözleriyle taçlandırmasıdır.

Allah Teala’nın ” Orucun sevabını ben veririm, zira o, kulumla benim aramdadır.” şeklinde vasfettiği bu ibadeti boş kelamla, uykuyla, akşamında yarım saatte tüketilecek bir sofra için saatlerce uğraşmakla heba etmek ne büyük bir ziyandır.

Kıştan sonra ölü toprağın, tabiatın baharla silkelenip bir seneye yetecek mahsullerin tomurcuk tomurcuk yeşerdiği gibi Ramazan da bizim için, günahlarımızdan silkelenecegimiz ve ömrümüz vefa ederse yaşayacağımız bir sene için güzel ahlak, infak, ibadet, ihlas, Kur’an ve sünnete yakınlık adına nice güzel tomurcukların neşv-ü nemâ bulduğu baharımız olmalı..

Evlatlarımızla manevi eğitimi, Allah katında mis kokusuna benzetilen oruçlu ağızlarla yapmak Rahman’ın rahmetini celbetmez mi?

Oruçlu, aç ve bîtap halleriyle Bedr’e yürüyen ashaba büyük bir zafer, Mekke’ye yürüyen cüneydlere fethi müyesser kılan Azîz-i Zül-celâl, hakkıyla eda edebilirsek eğer ümmete vahdeti esirger mi dersiniz?

Ramazan ayının her saatinin kadrini bilelim ki son on gün içinde arayacağımız Leyle-i Kadr bizi kapıda karşılasın ve melekler bayram arefesinde “Temizlendin, paklandın ” diye sırtımızı sıvazlasın ..

Hayırlı Ramazanlar…

Rumeysa Kumaş

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın